Marianne Dizisi Bölüm

Marianne Dizisi Bölüm Özetleri korku

Bölüm S1B1: Rüyanda Gördüklerin

Bölüm açılışı Emma Larsimon’un radyoda yayınlanan bir röportajıyla açılıyor. Emma: “On yıldır Lizzie Lacrk’ın korkunç hayatını yazıyorum.” demektedir. Onun Lizzie olarak adlandırdığı karakterin kim olduğunu ya da neyi temsil ettiğini daha sonra öğreneceğiz. Bu arada ekranda görülen evdeki kütüphanede tüm raflarda Emma’nın kitapları yer almaktadır. 

Bu arada aynı evde mutfaktan gelen bir sese doğru yürüyen bir kadın görüyoruz. Ürktüğü anlaşılan bu kadın mutfakta bulunan arkası dönük bir diğer kadına anne diye seslenmektedir. Yaşlı kadın mutfakta kendi kendine konuşurken birden arkasını döner. Çok ürkütücü bir görünüşe sahip kadın, genç olan “Benim Catherine’m…” diye hitap eder. Diğer kadın Caroline olduğunu söyler. Ürkütücü kadın elindeki bıçakla dişini çıkarır ve “Bu Emma için…” der.

İmza Gününde Yaşananlar

Korku kitapları yazarı Emma’yı imza günü etkinliğinde yeni kitabından bir bölüm okurken görüyoruz. Bu sırada dinleyicilere okuduğu bir bölümde geçen ve kitap kahramanı Cadı Marianne’ye ait olan bir cümleyi buraya not alalım. Çünkü bu cümleyi ilerde birisinin kullandığını göreceğiz. Marianne bunu söylerken bir erkek bedeninin içerisindedir. “Bilirsin asla elim boş gitmem… Asla!” 

Bu arada Emma o kadar rahat birisidir ki aslında dinleyenlere yeni çıkacak kitabın sonunu okumuştur. Bu konuşmalarda Emma; Lizzie ve Marianne karakterinin hayatının on yılını aldığını, Lizzie karakteri zihninde belirdiğinde liseyi yeni bitirdiğini artık yeni şeyler yazmak istediğini söyler. Yani artık serinin son kitabını yayınlamıştır. 

Caroline birden Emma’nın karşısına dikilir

İmza verme etkinliği devam ederken dizinin başında gördüğümüz Caroline birden Emma’nın karşısına dikilir. Bu sırada ekrana CHAPITRE 1: CAROLINE yazısı gelir. Bu bir kitabın başlangıç sayfasıdır aslında. Bu görüntünün ne anlama geldiğini şu an bilmiyoruz. 

Bu konuşmada özetle Caroline ve Emma’nın Elden adlı bir bölgeden çocukluk arkadaşı olduklarını ve 15 yıldır görüşmediklerini öğreniyoruz. Calorine; annesinin Emma’nın kitaplarını en az 10 kez okuduğunu, hasta olduğunu ve babasına zarar verdiğini söylemektedir. Bu nedenle Emma’yı suçlayan Caroline, annesinin kendisine de zarar verdiğini söyler. Annesi “Ben Marianne’yim!” demektedir ve Emma’yı Elden’a çağırmaktadır. Calorine tam bunu söylediği anda ekrana 25. kare tekniği ile yerleştirilmiş saliselik bir görüntü geliyor. Görüntüyü yakaladığımızda aşağıdaki resmi görmekteyiz. Şu an için bunun ne olduğunu bilmiyoruz. 

Emma, Marianne’nin hayali bir karakter olduğunu, uydurma olduğunu söylese de Calorine’nin cevabı bizi çok şaşırtır: “Uydurmuyorsun! Rüyanda görüyorsun!” Bu cevap karşısında Emma adete şok olur ve herhangi bir şey söylemez. Calorine bu sırada çantasından alttaki resimde görülen bir tür minik torbacık çıkarır. Annesinin gönderdiğini söyler. Emma, bunu açtığında aslında bunun bir deri olduğunu görür. İçerisinde de diş ve saç telleri bulunmaktadır. 

Sonraki bir sahnede Emma’nın Lizzie ve Marianne karakteri hakkında bazı bilgiler verdiğini görüyoruz. Emma çocukken kabuslar gördüğünü, bu kabuslarında hem Marianne’nin bulunduğunu, yazmaya başladığında bu kabusların durduğunu ve kabuslarındaki kötülükleri yenmek için Lizzie Larck’i meydana getirdiğini söyler. Yazdığı kitaplar onu zengin etmiştir. 

Eve gelen Emma, erkek arkadaşının yanına sessizce uzanır. Bu sırada Emma korkunç bir rüya görmeye başlar. Rüyadan uyandığını düşündüğünde bir başka rüyada olduğunu fark eder. Yani rüya içerisinde rüya görmektedir ki bu sahne gerçekten etkileyiciydi. Bu arada rüyasında dizinin en başında gördüğümüz yaşlı kadın belirir ve ona Elden’i kastederek oraya geri dönmesini söyler. 

Emma iş yerine döndüğünde bir şok geçirir. Calorine yüksekçe bir yere çıkmıştır. Boynuna bir ip geçirir ve intihar eder. İntihar etmeden önce annesini kastederek şunları söyler: “Yazmaya devam etmeni istiyor. Anne ve babanı öldürecekmiş… Beni öldürdükten sonra…” 

Elden’e Dönüş

Calorine intihar etmeden önce Emma’nın anne ve babasını bir yönden tehdit edince ve Emma kimseye bahsetmese de gece gördüğü kabus üzerine Emma Elden’a gitmeye kadar verir. Menajeri ve yakın arkadaşıyla (Camille) yola düşer. 

Yolculukta Marianne’yle ilgili yeni bilgiler öğreniyoruz. Bunları not edelim çünkü ilerde bu bilgiler diziyi anlamak adına çok işimize yarayacak. 

“Marianne bir cadı. Vücudu yok, avare avare dolaşıyor. Ruhlara girip bedenlere hakim oluyor. Onları ele geçiyor. Onun yapamadığı tek şey adı hakkında yalan söylemek! Konuyu değiştirebilir, saptırabilir ama adı hakkında yalan söyleyemez. O bir iblisin karısı… Lizzie, Marianne’den ancak ölerek kurtuluyor.”

Büyükanne Daugeron İle İlk Karşılaşma

Emma ve Camille öncelikle Calorine’nin annesinin evine giderler. Amaçları hem baş sağlığı dilemek hem de Calorine’nin ölmeden önce annesine iletilmesini istediği kolyeyi ona vermektedir. Kapıyı açan büyük anne Emma’yı hemen tanır. Emma rüyasında gördüğü bu kadını karşısında görünce kısa süreli bir şok yaşar. Yaşlı kadın kızının yani Calorine’nin ölümüne çok şaşırmaz.  Sadece “Büyük şehirler böyledir işte..” der. Emma ve Camille’yı içeriye, eve davet eder…

Eve girdiklerinde Emma, Daugeron’e kızının haç şeklindeki kolyesini gösterir. Kadın çekinerek ve biraz da ürkerek bu kolyeyi alır ve bir kenara atıverir. Daugeron birden bire “Catherine yani kızım sana çok hayrandı..” der Emma’ya… Halbuki kızının adı Calorine’dir. Dizinin en başında yaşlı kadın kendi kızının yüzüne karşı da bu isimle hitap etmişti. 

Yaşlı kadın konuşurken Emma ona bir süre gözünü kırpmadan şaşkınlık içerisinde bakmaya başlar. Bu sırada ekrana yine 25. kare tekniği uygulanan saliselik bir görüntü gelir. Bu görüntü aşağıda görüldüğü gibidir. Yaşlı kadın ve muhtemelen Marianne karakterleri sanki iç içe geçmiş gibidir. Ancak bunu sadece Emma fark eder. 

Emma, Lizzie karakteri hakkında başka bir şey yazmayacağını söylese de yaşlı kadın buna inanmaz. Emma’ya “Bunu yapabilir misin?” der. Kadın bu sırada kendi üzerine işemeye başlar. Dehşet içinde dışarıya kaçan Emma ve arkadaşı araçla uzaklaşmadan önce kadın “Annenleri az önce görmeye gittim…Yazmaya devam et… Yoksa diğerlerini de ziyaret ederim ve asla elim boş gitmem!” diye bağırır. Bu son cümlesi aslında imza gününden hatırladığımız kadarıyla Marianne’ye ait bir cümledir. 

Emma’nın Anne ve Babası Yaşlı Kadının Etkisinde Mi?

Emma, anne ve babasının evine gittiğinde gerçekten de kapıya asılmış bir deri parçası bulur. Yaşlı kadın eve geldiğini söylerken gerçeği söylemiştir. 

Gece duyduğu sesler üzerine uyanan Camille evin içerisinde Emma’nın anne ve babasını çıplak halde dolaşırken görür. Her ikisinin vücutları kan içerisindedir. Emma’nın babası Camille’yı duvara sıkıştırır ve “Bu biz değiliz!” der. 

Gürültülere uyanan Emma, anne ve babasını çıplak bir halde bahçenin içerisinde orman doğru giderken görür ve onları takip eder. Bu takip sırasında babası birden onun karşısına dikilir ve “Yaz” der. Bu cümle bize yaşlı kadının söylediklerini hatırlatmaktadır. O, Emma’nın yazmaya devam etmesini istemişti. Emma korkar ve kendinden geçerek bayılır.

Bölüm S1B2: Gelenek

İkinci bölüm ilk bölüme göre daha az korku unsuru barındırsa da bu bölümde Marianne’nin olay örgüsünün ve karakterlerin artık yerli yerine oturmaya başladığı görüyoruz. İkinci bölümde biraz sonra bahsedeceğim birkaç önemli olay meydana geliyor. 

“… ve Şeytan ete kemiğe büründü ve insan oluştu.” Arthur Machen

İkinci bölüm, ilk bölümün kaldığı yerden devam ediyor. Anne ve babasının peşinden koşan Emma dışarıda bayılmıştı. Bu sırada Camille evde yalnız kalmıştır ve evin içerisinde kimseyi göremez. Camille evin içerisinde dolaşmaya başlar. Bu sırada benim çok hoşuma giden bir korku sahnesi yaşanıyor. Alarm öttüğü için evi telefonla arayan güvenlik şirketi elemanı Camille ile konuşur. Bu sırada Camille görmese de biz onun ardında onu takip eden bir gölge görüyoruz. Camille az sonra konuştuğu sesin aslında güvenlik elemanı olmadığı anladığında tüylerimiz diken diken oluyor. 

Bölümün önemli gelişmelerinden birisi rahat tavırlı ve tuhaf bir dedektifin olaya dahil olması. Elden’a şehirden gelen dedektif Emma’yı tanıdığı için yardıma geldiğini söyler. Dedektif Ronan kapının üzerine takılmış deri parçasını görür. Bu daha önce yaşlı kadının giriş kapısına astığı ve onun kızı Caroline’nin imza gününe getirdiği derinin aynısıdır. Muhtemelen eve tekrar gelen yaşlı kadın bunu tekrar buraya asmıştır. Dedektif bu nesneyi incelemek üzere alır ve ayrılır. 

Bu sırada Emma ve Camille yaşlı kadının evine gizlice girmeyi planlarlar.

Emma, yaşlı kadının ortadan kaybolan anne ve babasına ilaç verdiğini düşünmektedir. Hem bu ilacı bulmak hem de anne ve babasının yerini öğrenmek amacıyla yaşlı kadının evine girmeyi düşünmüştür. Yaşlı kadın Caroline evden ayrıldığında Emma ve Camille eve girerler. Emma evde ilk bölümde kendisini asan Caroline’nin boynuna ip geçirilmiş fotoğrafını görür. Bu sırada bölüm başında görülen gölge yine belirir. Demek ki bu da bir tür büyüdür. 

Emma ve Camille evin içerisinde bir kapı görürler. Bu kapının ardında birisi olduğu bellidir. Kapıyı zorlarlar ama kapı açılmaz. Bu sırada yaşlı kadın eve gelir ve onları yakalar. Yaşlı kadın eline aldığı bir bıçakla kendisini kesmeye başlar. Bu sırada Emma’ya tehditler de içeren şu cümleleri söyler: “Yazarsan kesmeyi bırakırım. Tek istediğim yazman. Yazarsan her şey düzelir. Reddedersen ziyaretine gelirim. Her gece sen uyurken yanında olurum…” Kadın bunları söylerken Emma ve Camille dışarıya kaçarlar. Onlar çıktıktan sonra yaşlı kadının gözleri karanlıkta parlamaya başlar. 

Dedektif Ronan, eline aldığı deri parçasının ne olduğunu öğrenmek için onu büyü işlerinden anlayan bir arkadaşına gösterir. Arkadaşı bu deriyi görür görmez dehşete kapılır. Onu dükkandan uzaklaştırmasını ister. Arkadaşı deri hakkında şunları söyler: “Bu cadılık. Bu bir işaretçi. Seni kötü büyülere karşı savunmasız kılar. Birisine büyü yapmak için bunu onun yakınına koyarsın. Bu işe bağlantılı olan kişinin başı sadece dertte değil; o kişi lanetli!”

Emma’nın rüyaları artık şekilde değiştirmeye başlar. Muhtemelen yaşlı kadının büyülerinden ötürü Emma artık uyanıkken bile birden rüya boyutuna geçmeye başlar. Evde bir anda boyut değiştiren Emma babası çıplak ve kan içerisinde görür. Babası ona tek kelime söyler: “Yaz!” Bu arada hala ne olduğunu tam olarak görmediğimiz çukur tekrar görülür. Emma onun başındadır. Bu kez onun içerisinde yaşlı kadını görür. Kadın, Emma’nın gözüne bıçak saplamadan önce “Salıdan önce yaz.” der.

Yaşlı kadın yolda ölü bir kuşun yanında duran Hugo adlı bir çocuğu tehdit eder. Yakında onun gibi olacaksın, der. Kadın yerdeki ölü kuşun üzerine tükürür.

Emma, yaşlı kadınla anlaşma yapmaya çalışır.

Kadının arabasına biner. Emma, “Anne ve babamı bırakacaksın, tamam mı?” diye sorar. Ancak kadın cevap vermez ve aracını sürmeye başlar. Birlikte bir kiliseye giderler. Kilise tamamen insanlarla doludur ve tabutun içerisinde daha önceden kendisini asan Calorine’nin cesedi vardır. Anlaşılan o ki kilisede onun için bir tören düzenlenmektedir. Ancak Emma bir ara arkasını döndüğünde kilisede sadece dört kişinin olduğunu görür. Yaşlı kadın, tabuttaki kızının gözüne tükürük bırakır. Emma dehşet içinde kiliseden çıkar. O çıkarken kilise yine insan doludur ve herkes ona bakar.

Emma, çocukluk arkadaşlarıyla eskiden takıldığı ve deniz kenarında bulunan eski bir teknenin yanına gelir. Bir süre sonra onun arkadaşları da oraya gelirler. Seby, onlar buluşmayalı tam 15 yıl 122 gün olduğunu söyler. Bu sırada Emma’nın diğer arkadaşları da oraya gelirler ve uzunca bir süre orada takılırlar. Bu sırada Emma herkesin aslında derinlerde bir yerde ondan korktuğunu fark eder. Bu onun için zor bir durumdur. 

Emma, bu yalnızlık psikolojisiyle dizüstü bilgisayarını açar ve yapmayacağını söylediği şey yapmaya başlar; yani yazmaya… Başlığa Renaissance (Yeniden Doğuş) adını verir. O yazmaya başladığı anlarda yaşlı kadın ekrana gelir. Emma yazdıkça sanki kadın güçlenmektedir. Ayakları yerden kesilir ve havada durmaya başlar. Yüzünde korkunç bir gülümseme vardır ve gözleri parlamaktadır. Emma yazmaya devam eder. Kayıp olan annesi denizin içerisinden çıkar. Tamamen çıplaktır ve bedeninin her yeri kesiktir. 

Bölüm burada sona erer ancak ikinci bölümle ilgili şu notu düşmek gerekiyor. Bölümde yaşananların her birisi ne olduğunu tam olarak bilemediğimiz bir kitabın bölümleridir. Örneğin Emma ve Camille yaşlı kadının evine girmeye çalışırken ekrana bir kitabın sayfaları yansır: Bölüm 3: Haneye Tecavüz. Alttaki satırlarda da “Emma ve Camille içeriye girmeye çalışır…” yazmaktadır. Yaşlı kadın ve Emma arabada kilise giderken bu kez ekrandaki sayfalarda Bölüm 4: Emma Kendi Oyununa Hapsolur yazısı belirir. Acaba tüm bu yaşananlar aslında Emma’nın yazmakta olduğu yeni bir kitabının sahnelenmiş hali mi?

Bölüm S1B3: Kolay Birisi Değilim

Bu bölümde tekrar yazmaya başlayan Emma’nın yazdıklarıyla gerçek hayatta yaşananlar arasında sıkı bağın olduğunu hatta bağdan öte yazdıklarının birebir aynıyla gerçekleştiğini görüyoruz.

“Çocuk oyunları oyun değildir.” (Montaigne)

Bölümün açılığında denizin sığ bir yerinde ölmüş halde bulunan beş inek cesedi görüyoruz. İlk bölümde gördüğümüz peder bu cesetlere bakıyor ve telaş içerisinde kiliseye koşuyor. Şu sözler ona ait: “Elden’de kötülük var. Gerçek kötülük… Her şeyi yok tüketip yok eden türden.” Peder daha sonra Emma’nın kişisel bloğunu açıyor ve orada son yazdığı sayfaları okumaya başlıyor. 

“… Harrow Körfezi dengeyi hiç sevmezdi zaten…” Emma’nın burada bahsettiği körfez inek cesetlerinin bulunduğu yer. 

Bir önceki bölümün sonunda ortaya çıkan Emma’nın annesi evine geliyor. Ancak kadın sanki kendinde değil gibi. Kendisini bir odaya kapatıp Emma’yı çok sevmediğini vs. söylüyor. Daha sonra kendisine geldiğinde bu sözleri söylediğini hatırladığını ama bunları söylerken kontrolün kendisinde olmadığını anlatıyor. 

Emma Dengesiz Davranıyor

Diğer tarafta Emma’nın da kontrolünü kaybeden ve sağlıklı düşünemeyen bir birisine dönüştüğüne şahit oluyoruz. Çocukluk arkadaşı Sebastien’ın evine yemek davetli olan Emma, evde alkol alır ve henüz eve gelmeden planladığı gibi Sebastien’a sarkıntılık eder. Aynı zamanda onun hamile karısını yani Sophie’yı da çeşitli söz oyunlarıyla aşağılamaya çalışır. Ona, “Çocuk Sebastien’dan mı?” diye sorabilecek kadar mantıksız davranır. Sebastien sonunda Emma’ya “Böyle bir şeye dönüştüğünü bilmiyordum.” der.

Bir önceki bölümde yaşlı kadının tehdit ettiği çocuk Hugo’nun, Sebastien ve Sophie çiftinin çocuğu olduğunu öğreniyoruz. Hugo ortalıktan kaybolur ve herkes telaşlanır. Bu sırada ekrana gelen görüntülerde tam beş tane küçük çocuğun dizide sıkça duyduğumuz şarkı eşliğinde gece vakti yürüdüklerini görüyoruz.

“Marianne Salı günü doğdu / Çarşamba mutlu oldu / Perşembe evlendi / Cuma cadı oldu / Cumartesi yakalandı / Pazar yargılandı / Pazartesi asıldı”

Çocuklar deniz fenerinin kenarına gelirler ve yanlarındaki iple kendilerini asmaya çalışırlar. Emma, intihar eden inekleri romanında yazdığını biliyordu. Kayıp çocukları duyduğu anda yazdıklarını hatırladı ve çocukların deniz fenerinde olduğunu anladı. 

“Lilian gecenin fısıltısının söylediğini yaptı. Kabaran sularda beş buzağı boğdu ve yangın kulelerinin yanında beş çocuk astı.”

Oraya vardıklarında çocukları ölmeden kurtarmayı başarırlar. Bu sırada Sebastien ve Emma’nın asistanı Camille çocukları kurtarmaya çalışırken Emma yardım etmek için araçtan çıkamaz çünkü emniyet kemeri bozuktur ve onun çıkmasını engeller. Araçtan geç çıkan Emma aslında öyle olmasa bile çocukların yardımına gitmediği izlenimi verir. 

Bölümün önemli olaylarından birisi Camille’nin Emma’yı terk etmesi.

Camille artık onun çalışmak istemediğini söyler. “Sen zehirlisin Emma ve beni de zehirliyorsun.” Camille, Emma’nın insanları kullandığını düşünmektedir. Diğer taraftan onun Emma’dan korkmaya başladığını da söylemek gerekiyor. Emma bu konuşma sırasında şu ürpertici itirafı yapar: “Bana korkunç şeyler oluyor. Yazdıklarım gerçek oluyor.”

Emma, yaşlı kadından kurtulmak için gözünü karartıyor ve önceki kitaplarında yazdığı teknikleri uygulamaya karar veriyor. Kiliseye giderek kutsal sudan alıyor. Aynı zamanda haç işareti bulunan bir demir… Emma yaşlı kadının evine gidiyor ve onu bayıltarak sandalyeye bağlıyor. Sonra da yaşlı kadına babasının yerini soruyor. Yaşlı kadın ancak yazmaya devam ederse babasını serbest bırakacağını söylüyor ve not edilmesi gereken önemli bir cümle sarf ediyor. Bunu yaşlı kadının ağzından ilk kez duyuyoruz (daha önce kızı aracılığıyla bunu söylediğini duymuştuk ama seyirciler olarak bu sözlerine ilk kez şahit oluyoruz.): “Beni sen yazdın. Ben oyum. (Marianne’yi kastediyor)” Bunları söylerken kadının gözlerinde tuhaf bir görüntü meydana geliyor ve sesi değişiyor. Emma, kutsal suyu kadının kafasına boşaltıyor. Bu sırada kadın çığlık atıyor ve Emma’yı tüm yakınlarını öldürürüm, diye tehdit ediyor. Bu arada Emma’ya “Ergen katili… Hatırlıyor musun? Hiçbir şey yapmadan izledin…” diyor. Onun bu sözlerle ne kastettiğini henüz bilmiyoruz.

Emma tüm gücüyle kadının kafasına demiri vuruyor. Ağzından kanlar akan ve adeta boyun kemikleri kırılan kadın az sonra gülerek kendisine geliyor. Emma, babasının bulunma haberiyle oradan ayrılırken onu tehdit ediyor: “Seni cezalandıracağım!” 

Emma, hastaneye gittiğinde babasını dedektifin bulduğunu öğreniyor. Dedektif onu bulabileceği ipuçlarını takip ederek iyi bir iş çıkarmıştır.

Emma eve geldiğinde bir şokla karşılaşır. Annesi kanlar içindedir ve öldürülmüştür. Az sonra evin içerisinde bulunan yaşlı kadının kahkaha seslerini duyar. Onu yakına çıkan Emma onu öldürmek için boğazını sıkar. Tam bu sırada içeriye Camille girer ve yaşlı kadını ölümden kurtarır. Ona kalp masajı yapmaya başladığı anda yaşlı kadının görüntüsü var anda aşağıda görülen fotoğraftaki gibi olur. Bu görüntü muhtemelen kitaplarda bulunan Marianne çizimiyle aynı. Camille merdivenlerden aşağıya yuvarlanır ve kımıldamadan yatmaya başlar. Yaşlı kadının ağzından bir şeyler çıkar. Büyük olasılıkla onun içerisinde bulunan kötü ruh artık onun bedenini terk etti. Emma hareketsiz yatan üç bedenin ortasında kalakalır (annesi, Camille ve yaşlı kadın)… 

Bölüm S1B4: Güzel Bir An

Dördüncü bölüm özellikle Marianne’nin kökenleriyle ilgili epeyce yeni bilgiler öğrendiğimiz için ayrıca bir öneme sahip. Bu bölümde onun sadece bir kitap karakteri olmadığını anlıyoruz. Buna yeri geldikçe değinmeyi düşünüyorum.

Bölümün başında Camille’nin ölmediğini anlıyoruz. Camille, Emma’nın babasıyla aynı odada hastanede yatmaktadır. Emma’nın çocukluk arkadaşları ki buna Sebastien da dahil, onu teselli etmeye çalışıyorlar. Emma’yı eve yemeğe çağırıyorlar. Emma, arkadaşının evindeyken banyo camına buharla yazılmış bir yazıyla karşılaşır: Yaz!

Dedektif, Emma’nın kaldığı eve gelir. Yaşlı kadın Daugeron resmen cinayetle suçlanmaktadır. Ancak onun gözleri artık tamamen kördür. Kadına göre Marianne artık içinde değildir ve giderken de gözlerini almıştır. “Marianne asla eli boş gitmez.”

Emma, yaşlı kadının görüşme isteğini kabul eder

 Kadın; lanetlendiğini ve yaptıklarını kendi isteği ile yapmadığını söyler. Onun Emma’ya söyledikleri oldukça önemli. Bu yüzden onun cümleleriyle aktarayım: “Ben lanetlendim ama sen lanetlenmedin. Marianne senden çok önce vardı. Ancak senin sayende geri döndü. Nasıl bilmiyorum ama aranızda bir bağ var. Artık içimde değil ama buralarda bir yerde… Eğer yazmanı istiyorsa yaz. Yoksa hayatını cehenneme çevirir.”

Dedektif ve polisler, yaşlı kadının evinde daha önce Emma ve arkadaşının gördüğü kapalı kapıyı kırarak içeriye girerler. İçeride büyü altında yaşlı bir adam vardır. Bu adam yaşlı kadının kocasıdır. Adamın derisi her taraftan kesiktir; yani yaşlı kadın büyü yaparken ihtiyacı olan deriyi bu adamdan kesmiştir. Dedektif ve diğerleri adamın ölmediğini ama konuşamadığını görürler. 

Dedektif odada bulduğu bir büyü defterini alarak büyü işinden anlayan arkadaşına götürür. Arkadaşı bu defterdeki yazının eski ve lanetli bir dil olduğunu; eskiden buralarda yaşayan cadıların kullandığını söyler (sayıları birkaç taneymiş bu cadıların…). Cadıların yargılandığı duruşmaların tutanaklarının kiliselerde olduğunu söyler.

Dedektifin arkadaşı Pat, bu yazıyı kullanan kişinin mutlaka amacına ulaşacağını, sürekli yalan söyleyeceğini ve hileyle her şeyi mahvedeceğini anlatır. Onu yenebilmenin tek yolu adını kullanmaktadır. Ayrıca kitapta tekrarlanan işaretin bir mühür olduğu ortaya çıkar. Kime ait olduğu şu an belirsizdir. 

Dedektif, kiliseye gider ve 17. yy’dan kalma Elden cadı duruşması kayıtlarının olduğu defteri oradan çalar. Çalar diyorum çünkü peder henüz bilemediğimiz bir nedenden ötürü defteri vermek istemez. Dedektif ondan izinsiz bir şekilde defteri kaçırır. 

Defteri arkadaşı Pet’e götüren dedektif çok önemli bilgilere ulaşır. Mühür iblis kral Beleth’e aittir. O, Cehennem’deki 85 jejyonun kralıdır. Korkunç ve kudretli bir kraldır. Defterde onun amblemini kullanan kişinin onunla bir bağı olmalıdır. 

Bu konuşma sonrasında dedektifin arkadaşı Pet çok ciddi bir şekilde bunun son görüşmeleri olduğunu düşündüğünü söyler. Onun haklı çıkıp çıkmayacağını göreceğiz. 

Emma’nın Gerçekçi rüyaları

Daha önceleri Emma’nın rüyalarının çok gerçekçi olduğunu görmüştük. Emma bunları gerçeklerden ayırt edemiyor. Bu bölümde yine böyle bir rüya görüyoruz. Sebastien ve Sophie çiftinin doğum anında hastaneye gelen Emma annenin içerisinden korkunç bir yaratık çıktığını görür. Dehşet içinde uyanır. Uyanır uyanmaz kendisine telefon gelir ve yine aynı çiftin hastanede bebek sahibi olmak üzere oldukları söylenir. Her şey rüyadaki gibidir. Emma hastaneye koşar. İçinde kötü bir his olduğunu bu bebeğin doğmaması gerektiğini söyler. Ancak bebek sorunsuz bir şekilde doğar. 

Dedektif duruşma kayıtlarını okumaya başlar. İşte bu kayıtlar bize diziye adını veren Marianne’nin kimliği hakkında çok önemli detaylar sunar: Kayıt 1587 yılında tutulmuştur. Bir demircinin kızı olarak dünyaya gelen Marianne’nin evi yedinci yaş gününde yanarak kül olur. Evden sadece Marianne ve kedisi sağ çıkar. Öksüz ve yetim kalan Marianne’yi rahibeler büyütür. Ancak bu kez iki yıl içerisinde manastır veba salgını nedeniyle kasıp kavurur. Veba Marianne ve kedisi Mathurin dışında herkesi öldürür. Marianne 16 yaşında Paul ile evlenir. İlk bebekleri beşiğin şömineden alev alması sonucu yanarak ölür. Sonraki yıllarda iki çocukları daha olur. Marianna bir gece bu çocuklarla oynamak için ormana (Boynuzlu Koru’ya) gider ve eve çocuklar olmadan döner. Daha sonra Marianne, Paul’ün gırtlağını keser. Marianne’nin Şeytan’ın huzurunda kediler kralı Beleth’le evlendiği söylenir (Dedektif bunları okurken aracın dışında kedi sesleri duyar).

Marianne yakalanır. Asılırken herkesi tehdit eder: “Geriye dönüp çocuklarınızı ve torunlarınızı alacağım. Onlara Cehennemi yaşatacağım. Marianne’e inanın. O asla eli boş gitmez.” Marianne yerin bir buçuk metre altına gömülür. 

Gece Emma yine korkunç olaylar yaşamak üzeredir. Uykusundan uyanan Emma yatağının yanında alttaki resimde bulunan kişiyi görür. Bu muhtemelen Marianne. Ancak henüz net olarak bilmiyoruz. Marianne, Emma’ya: “Yazmıyorsun. O zaman oynayalım.” der. Korkunç bir el Emma’yı kavrar.

Bu olay sonrasında lanet artık Emma’nın arkadaşlarına bulaşmaya başlar. Önce balıkçı arkadaşı Tonio tam olarak göremesek de bir cadının saldırısına uğrar. Diğer taraftan Emma’nın yakın arkadaşının 15 yıl önce olan kız kardeşi Lucie ortaya çıkar. Lucie, ablasına “Artık senin aklının içindeyim.” der ve onun beyninden içeriye girer. 

Bu sırada hastanede kim olduğu belirsiz bir kadın Sebastien ve Sophie çiftinin bebeğini hastaneden kaçırır. Bu sırada kameralar bozulur ve kimse bir şey görmez. Bebeğin yerinde büyü için kullanılan o korkunç deriden vardır.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz