Silent Hill-sessiz-tepe-1

Silent Hill- Sessiz Tepe (2006), benim de yıllar önce beğenerek oynadığım ve ilk dört oyunu Konami tarafından geliştirilmiş bir bilgisayar oyununun sinemaya aktarılmış hali. Silent Hill, sinematik oyun düşüncesini üst düzey bir başarıyla PC oyunlarına aktarmayı başarmış ayrıca müzikleriyle efsane olmuş bir korku oyunudur.

Silent Hill’in ilk filmini açıkçası birkaç gün önce seyredebildim. Eleştirilerden, yorumlardan, olumlu ya da olumsuz görüşlerden etkilenmemek için film hakkında hiçbir şey okumadan doğrudan filmi açtım ve seyrettim. Birinci film bittikten sonra da ilk filmden tam altı yıl sonra çekilen devam filmini seyrettim. Özellikle serinin ilk filmine hayran kaldım diyebilirim. Oyun atmosferinin böylesine başarılı bir şekilde sinemaya aktarılabildiği filmler sanırım çok nadirdir.

Seriyi hiç bilmeyenler için konuyu ve filmin atmosferini şöyle özetleyebilirim:

Silent Hill Konusu ve Atmosferi

Sessiz Tepe’nin ilk filminde Rose isimli bir kadının ve onun evlatlık kızının yaşadıklarını seyrediyoruz. Uyurgezerlik sorunu yaşayan minik kız Sharon, rüyalarında Silent Hill adlı bir yere çağırılmaktadır. Silent Hill, bir kömür madeni patlaması sonrasında terk edilmiş ve artık kimsenin yaşamadığı bir hayalet kasabadır. Hakkında ürkütücü dedikodular bulunan bu kasaba ve Sharon arasındaki bağ nedir? Sharon neden orayla ilgili rüyalar görmektedir?

Filmin hemen başlarında Rose kızını alır ve bunu öğrenmek için Silent Hill’a doğru yola çıkar. Bu andan sonra hayat hem Rose hem kocası Christopher hem de kızları için bambaşka olacaktır.

Silent Hill’in hiçbir filmde göremeyeceğiz kendisine özgü havası, konusu, karakterleri ve çekiciliği var. Ben PC oyun serisini oynadığım için filmin her bir karesinde dejavu yaşıyor gibi oldum diyebilirim. Her yönüyle mükemmel bir filmdi.

Sahneler, sisli hava ve sonrasında yaşanan karanlık tarafa ait sahneler oyunla birebir aynıydı ve çok başarılıydı.

Filmde üçgen kafayı daha fazla görmek isterdim. Maalesef onun sahneleri azdı. Onunla Rose arasında daha heyecanlı ve daha uzun kovalamacalar beklerdim. Arada güç dengesi yok ama iki saatlik bir filmde üçgen kafa sahnelerinin daha fazla olması filme artı bir puan olurdu bence.

Spoiler olmaması için daha fazla detay yazmıyorum. Eğer oyunu oynadıysanız da oynamadıysanız da Silent Hill 1’e şans verebilirsiniz. Senaryosuyla, kurgusuyla, eşsiz atmosferi ve karakterleriyle ortalamanın üstü bir korku, gerilim filmi.

İzlediğinize pişman olmazsınız.

Silent Hill: Revelation- Sessiz Tepe: Karabasan (2012) İkinci Filmi Hakkında Birkaç Söz

Silent Hill: Revelation ilk film kadar başarılı değil. En başta bunu söylemem gerekiyor. İlk filmin sonuna bakınca ben filmin daha farklı devam edeceğini düşünmüştüm. Ancak bu haliyle de başarılı bir devam filmi olmuş. Önceki filme yapılan atıflar mükemmeldi. Eksik parçalar, karakterlerin hikayeleri ve kimlikleri bir bir anlatılmış ve hikaye bütünlüğü sağlanmış.

Silent Hill: Revelation’da Silent Hill ortamının kasaba dışına taşınması beni son derece rahatsız etti. O atmosfer kasaba dışına çıkmamalıydı ve büyüsü dağıtılmamalıydı diye düşünüyorum. Sonradan toparlıyor ama bu durum beni çok rahatsız etti. Adı üstünde Silent Hill… Film büyüsü neden zorlama bir şekilde dışarıya taşınmaya çalışılmış? Rüyalar ve karakterler zaten size istediğiz şansı veriyordu. Bu bana göre filmin en büyük eksisiydi.

Filmin başları beni biraz korkutsa da Silent Hill atmosferi belli bir yerden sonra birinci filme yakın bir şekilde ele alınmaya başlayınca rahatladım.

Sonuç olarak ikinci film hem yönetmenin hem de senaristlerin değiştiği düşünülürse hiç de fena bir devam filmi olmamış. Hikaye farklı da devam edebilirdi. Bazı kolaylıklara kaçılmayabilirdi ama sorun değil. Senaristler ilk filmin hikayesine sadık kalarak, ilk filme sayısız atıf yaparak tam altı yıl sonra da olsa filmi ellerine yüzlerine bulaştırmadan bitirmişler.

İlk filmi korku severlere tavsiye ediyorum. Silent Hill: Revelation ise tamamen sizin tercihinize kalmış. İlk filmden daha az başarılı olduğunu ancak hikayenin başarıyla devam ettirildiğini söyleyebilirim.

Bu arada Silent Hill: Revelation‘da Matrix serisinin Trinity’si Carrie-Anne Moss ve Game of Thrones’in unutulmaz karakteri Jon Snow’u canlandıran Kit Harington da rol alıyor. Her ikisini de seyretmek güzeldi.

Şimdi de Silent Hill- Sessiz Tepe filminin gizemleri ve çözümü üzerine spoiler içeren bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Sharon Aslında Kimdi?

Sharon’ın kim olduğunu doğrudan söylemek yerine önce biraz senaryonun tadını çıkarmak istiyorum. Silent Hill kasabasını ilk kuranlar aslında cadı avcılarıydı. Orta çağda insanların içine cadı girdiğini düşünerek onların bedenleri yakan bağnaz kilise inancına mensup insanlar. Bu şekilde pek çok insan yakmışlardı. Bir araya geliyor ve günahkar gördükleri insanlar hakkında aynen bir mahkeme gibi karar alabiliyorlardı. Buluştukları yer Grand Otel’di.

Onların düşüncesini günümüzde temsil eden bağnazların başında ilk filmde Christabella vardı; ikinci filmde de onun çocuğu olan Claudia… Bu arada kasabada hâlâ yaşayan insanlar var; ancak bunlar lanetlendikleri için Silent Hill’in dışına çıkamıyorlar. Gerçek dünya ile bağlantıları çok zayıf, neredeyse yok gibi. Ayrıca siren sesini duyduktan sonra karanlıktan bir fare gibi kaçarak kiliseye saklanıyorlar.

Bunlar cadıları yakmanın karanlığı durduracağı ve daha da ötesi kıyameti engelleyeceği gibi bir inanca sahipti.

Filmin başlarında gördüğümüz kadın Dahlia kendi çocuğuna korkunç şeyler yapıldığını söylemişti. Bu doğruydu. Kadının çocuğunun adı Alessa’ydı ve Christabella’nın başını çektiği kasaba halkı tarafından yakılmıştı. Kasaba halkı onun içinde İblis olduğunu düşünüyordu ve yaktıktan sonra bile onun adını ağızlarına almıyorlardı.

Dahlia, onların günahkâr olduğunu söylüyordu ki bu doğruydu.

Alessa, Sharon’a ikizi kadar benzeyen bir çocuktu. Zaten Dahlia o yüzden fotoğrafı görünce şu tepkiyi vermişti. Onu kendi kızı sanmıştı. Benzer bir tepkiyi Christabella da vermişti.

Rose’un Silent Hill’a geldikten sonra gördüğü kız Alessa’ydı. Rose’u okula, otele yönlendiren, ona ipuçları veren ve en başta Silent Hill’a girerken kazaya neden olan da Alessa’ydı.

Kasabada yaşayan herkes lanetli. Onlar da aynen ataları gibi masum insanları içlerinde şeytan var, bu bir cadı, diyerek suçluyorlardı. Zaten benzer tepkiyi Rose ve polise de vermişlerdi.

Maalesef daha sonra polisi yakalamışlar ve onu canlı canlı yakmışlardı. Bu nesillerden beri devam eden bir sapıklıktı ama işler Alessa’ya gelince değişti.

Şöyle ki Alessa tertemiz ve masum bir çocuktu. Annesi yani Dahlia onun babasının kim olduğunu kimseye söylememişti. O bunu gizleyince kasaba halkı aramıza günah getirdin, diyerek bu günahı, bu pisliği temizlemek istedi. Pislik dedikleri masum kız Alessa’ydı.

Kasaba meclisi tam 30 yıl önce Alessa hakkında bir karara varmak için Grand Otel’de toplandı. Kötülüğü, günahı ve pisliği güya kasabadan kovmak için masum ve minik kızı yakmaya karar vermişlerdi. Ancak bu kez bir şeyler ters gitti. Alessa ateşin üzerinde adeta canlı canlı pişerken platformu tutan zincir kopuyor ve kız can vermeden kurtarılıyor. Kasabadaki polisin eli işte burada yanmıştı.

O iyiler tarafındaydı.

Alessa kurtarıldıktan sonra acılar içerisinde adeta yaşayan bir ölü gibi nefes almaya devam etti. Ancak bir süre sonra duyduğu o korkunç acısı nefrete dönüştü. Odasındaki çiçekler ölmeye başladı, hemşireyi bile korkutacak bakışlar atabiliyordu. İmkanı olsa onu öldürecekti. Nefreti o kadar büyüktü. O artık karanlık tarafla kucaklaşmak ve anlaşmak yapmak için hazırdı.

Karanlık taraf ona geldi ve Alessa’ya söz verdi. Onunla bağlantı kurma karşılığında tüm kasaba halkına kabuslarını yaşatacaktı. Birlik tamamlandı ve bütünleşme gerçekleşti. Artık tek amaçları Alessa’ya bu acıları yaşatan kasaba halkından intikam almaktı. Yani kasaba halkı Alessa’yı yaktıktan sonra istemeden kendi cehennemlerini yaratmıştı.

Siren sesiyle birlikte kasabaya çöken kâbusu yaratan kişi Alessa’nın bedeniyle bağlantı kuran Azrail’di yani ölüm meleği. O en başta benim pek çok adım var, diyor; ancak sonra kim olduğunu net olarak söylüyor.  

Ölüm meleğinin şu cümlesi filmin senaryosunu doğru anlamamız adına çok önemli: “Şu an ben onun karanlık tarafıyım”

Ölüm meleği, Alessa’nın nefretinin ve karanlık tarafının beden bulmuş hali olarak karşımızda duruyor. Onun ikizi olan Sharon’sa yani Rose’un kızı yani evlatlık edindiği kızsa Alessa’nın iyi tarafından geriye kalan son parça.

Sharon aslında Alessa’nın kızı. Onu yetimhaneye vererek bu Cehennem’den uzak tutmak istemişti.

Silent Hill incelemesinin tamamını 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

1 Yorum

  1. ben oyunu olduğunu bile bilmeden yıllar önce ilk filmi izlemiş ve gerçekten çok beğenmiştim müzikleri olağanüstü güzeldi ve ‘anneler çocuklarının gözünde tanrı gibidir’ sözü hafızama kazınmıştı ayrıca batıl inançlı insanlar hakkında inanılmaz güzel tespitleri vardı bir korkusever olarak benim için sıradan bir korku filmi değildi..
    ikinci film çok ama çok kötüydü yani rose ve ona ne olduğu hakkında hiçbir şey yoktu fazla sönük kalmıştı bence hiç çekmemelilerdi ilk film hafızamıza saygısızlık yapıldı resmen..
    bu arada harika bir iş çıkarıyorsunuz spoiler içeren yorum ve videolarınızı da bekliyorum benim kısa spoiler yorumumu okumak isterseniz filmmodu.net sitesinde yolgeser ismiyle yazdığımı okuyabilirsiniz kolay gelsin..

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz