8.6 C
İstanbul
KategorilerDramEsaretin Bedeli İncelemesi | Efsane Filmler Serisi

Esaretin Bedeli İncelemesi | Efsane Filmler Serisi

The Shawshank Redemption- Esaretin Bedeli (1994) IMDb listelerinde zirveyi hiç bırakmayan bir yapım. Film kendisini aldatan karısını ve onun sevgilisini öldürme suçuyla müebbet hapse mahkum Andy’nin hikayesi.  

Orijinal Adı: The Shawshank Redemption
Tür: Drama
Yönetmen: Frank Darabont
Ülke: Amerika
Gösterim Tarihi: 10 Mart 1995 (Türkiye)
Oyuncular: Tim Robbins, Morgan Freeman, Bob Gunton, William Sadler, Clancy Brown, Gil Bellows
Süre: 02s 22dk
IMDB: 9,3
25. Kare puanı: 9,0

Filmin orijinal isminde geçen redemption, Türkçede kefaret anlamına geliyor. Shawshank hapishanenin adı. Yani filmin orijinal adı shawshank kefareti gibi bir anlama geliyor. Hapishanede geçen 19 yılın bedeli… Yani esaretin bedeli…

Peki, nedir bu filmi zirvelere çıkaran detaylar? Spoiler içeren bölümde bunlar üzerinde durabiliriz.

Güç Yozlaştırır

Esaretin Bedeli’nin başarısının ardında bence hem insan odaklı bir film olması hem de insan ve sistem arasında bağlantıyı dramatize etmeden ve eğip bükmeden olduğu gibi aktarabilmesi yatıyor. Senaryo hem bir taraftan bize adım adım, yavaş yavaş Andy’nin iç dünyasını açıyor ve onu tanıtıyor hem de yönetimdekilerin çürümüşlüğü üzerinden verilen sistemsel bir eleştiri sunuyor.

“Güç yozlaştırır; mutlak güç, mutlaka yozlaştırır.” (John Dalberg, İngiliz Politikacı, tarihçi)

Shawshank’te duvarların ardında iki türlü güçten söz edebiliyoruz. Birincisi en tepedeki müdür. Bu adam gücü paylaşmıyor ve mutlak hâkim durumda. İkinci güç elbette gardiyanların. Bunlar da mahkumlar üzerinde mutluk hâkim güç durumunda. Mahkumları acımasızca dövebiliyor ve hatta onları öldürebiliyorlar. Onlar bu gücü en tepedeki gücün yozlaşmış olmasından alıyorlar. Hapishane müdürü rüşvet alan, evrakta sahtecilik yapan ve hatta cinayet işletebilen, kirli birisi olduğundan ötürü onun altında çalışanlar da mahkûmlara keyfi uygulamalar yapabiliyorlar.

Mahkûmların kendi aralarındaki güç savaşları belli bir sınıra kadar tolere ediliyor; ancak sınırı aştıkları anda ötesine izin verilmiyor ve müdahale ediliyor.

Andy’yi ölesiye döven serseri Bogs’ı bu yüzden hastanelik etmişlerdi. Andy zaten yıllardır saldırıya uğruyordu. Kimsenin umurunda bile değildi. Bu kez değişen neydi de adamı hastanelik ettiler? Değişen şuydu: Artık Andy yavaş yavaş onların resmî işlerini halletmeye başlamıştı ve onlar için altın yumurtlayan tavuğa dönüşüyordu. Bu yüzden onu korumaya almışlardı. Andy’nin bu dayak sonrasında revirde bir ay kalması onlar için hiç de iyi olmamıştı.

Müdür güya proje kapsamında iş yapıyorum diyerek mahkûmları köle işçi gibi hapishane dışında çalıştırıyor. Müdür bu projeyi basın toplantısıyla halka ıslah adına bir ilerleme olarak sunuyor. Yani çalışarak çalıyor ve bir taraftan cebini doldururken bunu kamuya hizmet işi diye pazarlıyor. İnsan paraya doymaz. İlk düğmeyi yanlış iliklemeye görsün, diğerleri doğru mu iliklenecek?  Müdür, yavaş yavaş rüşvet ağını genişletiyor. Çaldıkça batıyor, battıkça daha çalıyor. Yani bir kısır döngüye kapılıyor. Altın yumurtlayan tavuğunu kaybetmemek için katil bile oluyor. Çünkü artık bir girdabın içerisindeydi ve dönüşü yoktu. En sonda da zaten girdabın en dibine ulaştı ve artık gidecek yeri kalmadı.  

Şimdi biraz da Andy üzerinde konuşabiliriz.

Ümidiyle yaşayan adam: Andy

Andy, daha sonra anlaşılacağı üzere suçsuz yere ömür boyu hapis cezası alıyor. Ömür boyu hapis cezası… Son derece yıkıcı ve sarsıcı bir ceza. İyi son derece iyi bir yaşamın ardından içerisinde kurt çıkan yemekleri yemeğe başlıyor. Dar bir hücrede kalıyor. Sözlü tacizler ve şantajlar zamanla yerini fiziksel tecavüze bırakıyor. Hem de sayısız kez. Söylendiği üzere hapishane bir peri masalı değil…

Andy’nin yaşadıkları normal bir insanı yıkabilecek kadar korkunç. İsteseydi ve pes etseydi intihar etmenin bir yolunu bularak tüm bunlara bir son verebilirdi. Ancak; kelimenin tam anlamıyla her şeyini alsalar da onun kalbinin derinlerinde bulunan ve kimsenin dokunamayacağı ve tamamen ona ait bir şey var. Bunun ne olduğunu kendisinden dinleyelim. “Umut.”

Red, ümidin hapishanede tehlikeli bir şey olduğunu söyler. Neden? Çünkü insan gerçekten de hiç olmayacak bir şeyin hayalini kurar ve ona ulaşmazsa zaman içerisinde delirme noktasına gelebilir. Buradaki ince nokta ve benim de çok beğendiğim detay şu: Red, Andy ümitten bahsederken birden ciddileşiyor ve “Bu fikirden vazgeçsen iyi olur.” diyor.  Hem de son derece ciddi bir yüz ifadesiyle…

Red bu sahnede neyi sezmişti de Andy’e bundan vazgeç demişti?

Bu konuşmanın biraz öncesine gidiyoruz. Andy, kendisine göre harika bir opera kaydını tüm hapishaneye dinletiyor. Müdürün tehditlerine boyun eğmek bir tarafa müziğin sesini açıyor (Senaryoda olmayan bu refleks hareketi, Tim Robbins tarafından yapılan bir doğaçlamaydı ve yönetmen tarafından çok beğenildiği için filmden çıkarılmamış). İşte bu sahnede sadece Andy’nin dik başlı oluşunu ya da otoriteye boyun eğmeyen devrimci yönünü veya onun iyi eğitimli belki de entelektüel kişiliğinin bir yansımasını görmüyoruz. Tüm bunların yanında bu müzik olayının sadece Red’in fark ettiği bir yönü var.

Red, müziği dinlerken en sonda özet olarak demiş şöyle söylemişti: “Shawshank’teki her adam kendini özgür hissetmişti.” İşte Red’in bu tespiti bu olayın hemen ardından gerçekleşen masadaki konuşmayla birleşince bir anlam kazanıyor.

Andy müziğe unutmamak için ihtiyacın var, diyor. Red hemen soruyor: “Unutmak mı?” Andy devam ediyor: “Dünyada taştan ibaret olmayan başka yerlerin de olduğunu…”

Andy konuştukça Red ona gözlerini dikiyor. Az önceki gülümseyen ifadesi kayboluyor. Oldukça ciddi bir şekilde “Sen neden söz ediyorsun” diyor. Andy’nin verdiği yanıt şu: “Umut.”

İşte bu sözleri müzik sırasında hissettikleriyle birleştiren Red, Andy’nin içerisinde hâlâ özgürlük ümidi taşıdığını anlıyor. Peki, bu kötü bir şey mi?

The Shawshank Redemption– Esaretin Bedeli incelemesinin tamamına 25. Kare Youtube kanalı üzerinden ulaşabilirsiniz.

Son Eklenenler

En Popüler

Bilimkurgu Dizisi Constellation 3. Bölüm Anlatımı

0
Başrolünde Noomi Rapace'ın yer aldığı Apple TV+ bilim kurgu dizisi Constellation yılın en iyi dizilerinden birisi olmaya aday görünüyor. Uluslararası Uzay İstasyonu'nda Jo ve...

Freud’s Last Session | Freud’un Son Dersi

0
Anthony Hopkins'in başrolünde yer aldığı Freud's Last Session Eylül 1939'da, Hitler'in Polonya'yı işgal ettiği zamanlarda geçiyor. Ateist Freud, böylesine mükemmel bir zekanın Tanrı'ya nasıl...

Masters of the Air Gerçek Bir Hikaye mi?

0
Bombardıman pilotlarını konu alan yeni bir 2. Dünya Savaşı draması Masters of the Air, 26 Ocak'ta Apple TV+'da gösterime girdi. Mini dizinin yapımcılığını üstlendiği...

Pinhead mi, Pennywise mı? | Kim Kazanır?

0
Bir önceki yazıda (ve videoda) Hellraiser serisinin 1987 yapımı ilk filminden bahsetmiştim. Şimdi Cenobite’ların lideri gibi hareket eden Pinhead’in güçlerini konuşma zamanı…Cehennem’in bekçisi Pinhead...
spot_imgspot_img
0BeğenenlerBeğen
1,315TakipçilerTakip Et
0AboneAbone Ol

İlgili Makaleler

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

spot_imgspot_img