Sarmaşık-filmi

Tolga Karaçelik’in yazdığı ve yönettiği Sarmaşık (2015) yerli sektörün pek alışkın olmadığı ve çok fazla yatırım yapmadığı psikolojik gerilim türünde bir yapım.

Filmde bir yük gemisine konuk oluyoruz. Gemi yabancı bir ülkenin tahliye limanına yaklaşırken armatörün iflas ettiği haberi geliyor ve gemi açıkta demirlemek zorunda kalıyor. Geminin mürettebatı birkaç aydır zaten maaş almadan çalışmaktadır. Personelin pasaportları liman kontrol tarafından alınıyor; yani koca gemi ucu açık bir zaman aralığında mahsur kalıyor. Mürettebat, altı kişi dışında gemiden ayrılıyor. Geride kalanlar eninde sonunda parasını alacağı için bu durum aylarca da sürse zaten gidecek yerleri de bulunmadığı için gemide kalmayı seve seve kabul ediyorlar. Ancak karadan, insanlardan hatta zamandan izole edilmiş gemi personeli bir süre sonra deliliğin sınırlarında dolaşmaya başlıyor.

Yazının bundan sonra az da olsa spoiler içeriyor.

Genel İzlenimlerim

Bu film öncelikle benim çok sevdiğim hatta en sevdiğim türde yani psikolojik gerilim türünde bir yapım. Bu nedenle filmi ilgiyle ve dikkatle seyrettim. Bu videoda filmin konusu, kurgusu, gerilim dozu ve finali hakkında kısaca konuşmak istiyorum.

Filmin Konusu

Filmin konusu bu türü sevenler için çok da yabancı olmayan bir içeriğe sahip. İzole edilmiş bir mekanda yavaş yavaş delirmeye başlayan insan ya da insanlar dediğim zaman herkesine aklına eminim ki korku klasiği, efsanevi film Cinnet gelecektir. Oradaki otel burada gemi olarak karşımıza çıkıyor. Otelde kış bekçiliği yapan Jack ve ailesi kış boyunca insanlardan izole bir halde yaşamışlardı. Sarmaşık filmindeyse demir almış gemi personeli geminin içerisinde izole bir hayat sürmek zorunda kalıyor. Her iki filmde de insanların adım adım cinnete sürüklendiğini gözlemliyoruz.

Sarmaşık filminin türü sevenler için konu bağlamında çok orijinal olmadığını tekrar edeyim. Peki, kurgu ve oyunculuklar nasıldı? Oyunculuklar net olarak çok iyiydi. Ortalığı hiç durmadan karıştıran, isyankâr ve serseri birisi olan Cenk karakteri ki adı savaş anlamına geliyor, başta olmak üzere hepsinin performansı üst seviyedeydi.

Kurgu

Bu filmde kurgusal bağlamda benim çok fazla takıldığım nokta var. Filmin yağ gibi akan, tertemiz bir kurgusu maalesef yok. Özellikle Beybaba’nın toplantı yaptığı ana kadar geçen süre ki burada tam olarak 19 dakikadan söz ediyoruz, gerçekten sorunluydu. Açılışta ana karakterlerin kameraya baktığı bölüm çok iyiydi. Bu giriş beni pey şaşırttı ve film adına umutlandırdı. İvme yukarıya doğru çıktı. Ancak buradan başlayarak az önce söylediğim toplantı anına kadar geçen süre çok sıradandı ve yer yer sıkıcıydı. Bu bölümde karakterlerin üzerinde bu kadar durulması ve özellikle Cenk’in kendi hikâyesini anlattığı uzunca kısım beni filmden soğuttu.

Sarmaşık filmi beni ancak o toplantıdan sonra kendisine bağlamayı başardı. Personel gemiden ayrıldıktan sonra İsmail’in yönetim beceriksizliği, Cenk’in adım adım otoriteye karşı isyan bayrağı çekmesi, varlığı ve yokluğu bir olan Kürt’ün sessiz ama etkili müdahaleleri, ona hayalet anlamı yüklenmesi, gemideki hiyerarşinin dağılımı ve sonrasında bunun paramparça olması… Bunlar gerçekten güzel dokunuşlardı ve filmi bu noktalarda ilgiyle seyrettim. Kurgu belli bir noktadan sonra akıcılığı yakalamayı ve ilgiyi çekmeyi başarmış.

Filmin Gerilim Dozu

Filmin gerilim dozu yavaş yavaş yükseliyor ve finale yakın artık tavan yapıyor. Bu gerilim dozunun sarmaşık ve salyangoz metaforuyla birleştirilerek verildiği sahneler filmin en güzel anlarıydı. Film güzel bir finale doğru adım adım ilerliyordu. Karakterler yerli yerine oturdu. İsyankârlar, hayalet… Bunlar gayet iyidi. Ayrıca sucuk sahnesi gibi bir anda gerilimin dikey yükseldiği anlar çok başarılıydı; ancak finale geldiğimizde film maalesef bu zirveden aşağıya doğru hem de takla atarak yuvarlandı.

Sarmaşık film incelemesinin tamamına 25. Kare üzerinden ulaşabilirsiniz.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz