The Stylist-stilist-1

The Stylist ya da Türkçe adıyla Stilist sosyal kaygılara ve yalnızlığa odaklanan bir yapım. İşini iyi yapan bir saç tasarımı uzmanı… Müşterilerinin yaşamlarına takıntılı birisi… Kendi ifadesiyle; müşterilerin paylaşımlarını dinledikçe onların hayatlarına girip çıkıyor, onların hikayelerini öğreniyor…

Claire bundan bahsederken birden ciddileşir ve “Neredeyse bir aile sahibi olmak gibi” der. Yönetmen bir taraftan sayısız sahnede Claire’ın özenle işlenen sosyal yalnızlığını vurgulayarak onun psikolojisini yakalamamızı ister ki bunda gerçekten çok başarılıdır, diğer taraftan da onun kaygılarını aktarmaya çalışır.

Claire, müşterilerin kafa derisini yüzerek onların saçlarını alıyor. Sonra da bunları kutsal bir mabet edasıyla tasarladığı yer altı odasına götürüyor. Hiç kimsenin ve aynı zamanda hiçbir sırrın olmadığı o mekânda Claire’ın iç dünyasını görme şansı yakalarız.

Orijinal Adı: The Stylist
Tür: Drama, korku
Yönetmen: Jill Gevargizian
Ülke: Amerika
Gösterim Tarihi: 01 Mart 2021 (Amerika)
Oyuncular: Najarra Townsend, Brea Grant, Davis DeRock, Sarah McGuire, Jennifer Seward
Süre: 01s 45dk
IMDB: 5,6 – 25. Kare puanı: 6,3

Zihninde kurbanlarının iç sesleri dönerken onlar gibi hissetmeye çalışır. Çünkü Claire kendisini yetersiz gören ve çok güçlü sosyal kaygıları olan birisidir. Olivia, kocası Charlie’ye ondan bahsetmek ister; ancak Charlie bir saç uzmanı hakkında söylenecekleri umursamaz… Dinlemek bile istemez onun hikayesini… Claire, oraya geldiğine bin pişman, kaçar gider ortamdan… Gece kulübü sahnesinde kızlar onu pastacıyla eşdeğer tutar ve önemsiz hatta ucube birisi olarak bahsederler kendisinden.

Filmin detaylarına çok girmek istemiyorum. Bu bir inceleme videosu değil. Filmin kendi sınıfında çok başarılı olduğunu söyleyemem. Evet, Claire’in oyunculuğu harikaydı… Oyuncu gerçekten rolünü yaşıyordu. Görsel yönetmenlik bazı sahnelerde üst düzeydeydi.

Ancak… Senaryo; giriş ve final dışında kendisini tekrar eden, gereğinden fazla uzun sahnelerle doluydu.

Claire’in kurbanlarını öldürdükten sonra cesetlere ne yaptığı kocaman bir soru işareti. Tamam, evlere nasıl girdiğine yönelik bir sahnede anahtar detayı eklenmiş ve bunda bir sorun yok. Ama cinayetleri nasıl örtüyordu? Örneğin sokakta yürürken kamera onu belli belirsiz yakalamış ama kafe cinayetinde kameralara nasıl yakalanmaz? Kocaman bir insanın cesedini nasıl yok eder?

Bu noktalara değinmeyen bir filmi ben nasıl ciddiye alabilirim ki? Eğer Claire’ın peşine polis takılsa, en azından etrafındaki çember adım adım daralsa filmin tadından yenmezdi. Bu, filmin odak noktasına zarar vermeden, basit birkaç sahne eklenmesiyle yapılabilirdi; aynen onun ilanda kendisini görmesi gibi.

Film, maalesef kendi potansiyelini harcamış bir yapım. Psikolojik gerilim hastası birisi olarak senaryoyu çok zayıf buldum. Bu nedenle artılarına rağmen filmi ciddiye almakta zorlandım.

Türün meraklılarına 25. Kare olarak önerim şu: Filmi izleyin ama çok ciddiye almayın ve büyük beklentilere girmeyin. Sadece oyuncunun yeteneği ve görsel anlatımın gücü ayrıca tabii ki beklendik de olsa başarılı finali bu filmi izlemek için yeterli…

Kendinize iyi bakın ve sosyal yalnızlığın tadını çıkarın…

The Stylist incelemesine 25. Kare üzerinden ulaşabilirsiniz.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz