flashback-film-3

Flashback (The Education of Fredrick Fitzell), kelimenin tam anlamıyla beyin yakıcı bir film. Zor ve yorucu bir yapım olduğu için beyniniz bir yerden sonra mola isteyebiliyor; ancak senaryo size mola imkânı vermediği için bir süre sonra nolur bitsin ve artık bir yere bağlansın tüm bu olaylar, türünden bir beklentiye girebiliyorsunuz.  

Filmde lise yıllarından tanıdığı birisini tesadüfen yolda gören Fred’in bu andan sonra geçmişine doğru yaptığı bir yolculuk anlatılıyor. Ancak bu yolculuk bir süre sonra hayal ve gerçeğin birbirine karıştığı, birden çok yaşamın ve seçimin bulunduğu inanılmaz bir evrim geçirecektir.

Flashback gizem severlere hitap ediyor. Yorucu, anlaşılması zor, film sona erince tüm filmi en baştan tekrar düşünmeniz gereken yapımları sevmiyorsanız Flashback’e yaklaşmayın derim. Bu arada filmin başları sıkıcı ve karmaşık. Ancak filme biraz zaman verirseniz pişman olmayacağınızı söyleyebilirim.

Bu girişten sonra çözüm kısmına geçebiliriz.

Spoiler uyarısı

Orijinal Adı: The Education of Fredrick Fitzell
Tür: Drama, gizem, gerilim
Yönetmen: Christopher MacBride
Ülke: Kanada
Gösterim Tarihi: 04 Haziran 2021 (Kanada)
Oyuncular: Liisa Repo-Martell, Dylan O’Brien, Hannah Gross, Donald Burda, Maika Monroe
Süre: 01 saat 37 dakika
IMDB: 5,6 – 25. Kare puanı: 7,0

Fred Ne Yaşıyor ya da Ne Yaşadı?

Öncelikle genel bir çerçeve çizeyim ve daha sonra bunları detaylandırayım. Filmde Fred, uyuşturucu aldığı zaman geleceğe yolculuk falan yapmıyor ya da tam tersi de olmuyor. Yani 30’lu yaşlarında ya da 30’larına yakın her neyse o yaşlarda bulunan, yeni bir işe başlayan Fred geçmişe gitmiyor. Bunların dışında Cindy’le beraber pek çok yaşamı denedikten sonra sonra ona yoruldum sen devam et de demiyor. Bunların hepsinin belli anlamları var. Peki, bu durumda Fred’e ne oluyor?

Aslında filmde anlatılan olayların temel mantığı şu: Fred bebekliğinde muhtemelen evin içerisinde gitmemesi gereken bir yere gidiyor ve anlaşıldığı kadarıyla merdivenlerden düşüyor ya da düşmek üzereyken annesi tarafından kurtarılıyor. Filmin açılışı ve kapanışı bu sahneyle yapılıyor dikkat ederseniz. Bu gerçekten son derece önemli bir sahne. Bu sahneyle ve aslında filmin tamamıyla Freud’a ve Psişik Determinizm’e bir selam çakılıyor. Freud’a göre rastlantısal olarak görülen, anlaşılmaz kabul edilen davranışlarımızın bile içsel dünyamızda bir nedeni bulunur. Bizler bilgi eksiliğinden ötürü yani Freud’ca söylemek gerekirse belli davranışlarımızın öncülleriyle nedensel bağlantı kuramadığımızdan ötürü bazı davranışlarımıza anlam vermekte zorlanırız.  

Şimdi bunun filmle olan ilgisine gelelim.

Fred, bebekliğinde yaşadığı bu olay sonrasında kendi zihinsel dünyasında, annesinin verdiği aşırı tepkiye bir anlam verememiş. Filmin başarında görülen ve korkunç bir şekilde tasvir edilen ağız aslında annesine ait. O, bu anısını resmetmeye çalışıyor ama tam olarak ne olduğunu hatırlayamıyor ve onu çizemiyor. Anlaşılan o ki bebekliğinde yaşadığı bu olay ona bir tür travma yaşatmış ve onun özgür iradesini, seçim yapabilme yetisini, karar alma süreçlerini hayatı boyunca etkilemiş. Çünkü orada bebekken iradi olarak bir seçim yapıyor ancak kendince korkunç bir tepkiyle karşılaşınca ikinci kez oraya gidemiyor. Annesinin uyarısı üzerine geri adım atıyor. Ne annesi ne kendisi farkında değil ancak burada onun tüm hayatı şekillenir adeta. Fred hayatı boyunca risk alamayan birisine dönüşüyor ve çocukluğunda bile olsa macera peşinde koşamıyor.

Filmin sonuna gelirsek orada annesinin ağzını görünce birden o travmasını hatırlıyor ve o sendin, diyor. Unutmadığı, hep puslu olarak hatırladığı o korkunç ağız ona aitti. Fred bu yaşına kadar bir türlü çizemediği, ne olduğuna anlam veremediği belki zihninde korkunç bir görüntüyle sembolleştirdiği, hatta öğretmenin üzerinde bile yansıması görülen o anısının ne olduğunu anlayıveriyor. Aslında Fred burada odadan çıkıp gidecekti ama annesi ona seslenince geri dönüyor ve bir süre sonra ona sarılıyor; aynen çocukluğunda olduğu gibi. O burada hem annesiyle hem kendisiyle yüzleşiyor. Annesinin kendisini korumak için böyle davrandığını kabulleniyor. Ona sarılıyor, ölüm anında bile olsa…

Filmin detaylarına inmeden bu mantığı iyi anlamak gerekiyor; yoksa 50 tane alternatif arasında gidip gelebilirsiniz ve çözüme yine ulaşamazsınız.

 Filmin Gerçek Zaman Çizgisi Hangisi?

Filmdeki gerçek zaman çizgisi yani filmin şimdiki zamanı Fred’in hasta annesine baktığı zaman çizgisi. Fred, bu zaman çizgisinde Karen ile evli ve annesi hafıza sorunları yaşıyor ve hastaneye yatırılmış (Sonradan göreceğimiz üzere annesi ölüme çok yakın).

Fred bu andan sonra aracına atlıyor. Bu sırada çocukluk zamanları da dahil olmak üzere geçmişine dair flashbackler seyrediyoruz. O bu sırada hala araçta. Ancak burada ilk kez hayatın akışına bir müdahalede bulunuyor. Ters yola giriyor. Sistemin dışına çıkıyor. Bu hareketi, bu seçimi bir tetikleyiciye dönüşüyor. Bu andan itibaren zihinsel olarak okul yıllarına gidiyor ve cesaret edemediğinden ötürü yapamadığı seçimleri yaptığı bir geçmiş hayal etmeye başlıyor (Bu arada orada gördüğü yaralı yüz muhtemelen gerçekten çocukluk arkadaşıydı ve o son partide kafasına darbe alan çocuktu. Onu görmesi de geçmiş anılarını tetikleyen çok önemli bir faktör. Bu yaralı yüzün geçmişinde tanıdığı birisi olduğu bilgisi filmin resmi tanıtımında da yer alıyor). Onun bu hayalleri bir süre sonra şimdiki zamanına kadar uzanıyor.

Örneğin fotoğraflara bakarken birden lise yıllarına gidiyor.

Gece uyumakta zorlanıyor. Daha sonra lisedeki eski öğretmeniyle konuşurken bile birden anılara dalıp daha sonra tekrar bulunduğu ana geliyor.

Bu gerçek zaman çizgisinin anlaşıldığını düşünerek daha fazla örnek vermiyorum. Yani onun geçmişte uyuşturucu aldıktan sonra geleceğe yolculuk yapması gibi bir durum söz konusu değil. Gelecekte zaten uyuşturucu kullanmadığı için onun geçmişe yolculuk yapması gibi bir durum da söz konusu olamaz.

Ancak Fred kendi zamanındayken geçmişe yönelik olasılı seçimleri ve onun sonucunda oluşacak alternatif gelecekleri zihinde çok güçlü yaşadığı için ve biz de tüm bunları onun zihniyle beraber yaşadığımız için akıllar bazen gerçeği takip etmekte sorun yaşayabilir diye düşünüyorum. O geçmişe gittiği bu anlardan bu hayalinden kimi zaman bir korna sesiyle, kimi zaman eşinin uyarısıyla, kimi zaman da iş yerinde patronunun seslenmesiyle gerçek yaşam çizgisine dönüyor.

Örneğin o okulda aslında Cindy’le hiç konuşmamıştı. Kendi kurgusunda önce burada onunla konuştuğunu, lise aşkının peşinden gittiğini hayal ediyor; olasılıkları deniyor, deniyor… Sonra da aynen gerçekte yaşandığı gibi Cindy’i artık zihnen bile takip edemeyeceği söyleyerek onunla hiç konuşmadığı ana yani gerçek anılarına dönüş yapıyor. Onun Cindy’nin resmini karaladığı an bir seçimdi aslında ve o Cindy’yi hayal etmeyi orada bırakmış ve gelecekteki eşiyle tanışmıştı.

Gerçek yaşamında karşılaştığı olayları zihninde geçmişiyle benzeştiriyor. Örneğin okuldaki sınavı son derece önemliydi. Bu durumu şirketteki sunumla özdeşleştiriyor. Sınav sabahında önce başka bir alternatif yaşadığını, sınava gitmediğini düşünüyor. Gerçek yaşamında da asansöre binmediğini hayal ediyor. Ancak sonra o anlara tekrar dönüşler yapıyor. Sınıf kapısında da aynı şey yaşanıyor. Ancak günün sonunda bu hayali kurgularında seçtiği alternatiflerin kendisi için iyi olmayacağını anlıyor.

Filmde bu seçimler konusunda o kadar çok örnek var ki sahnelere bu gözle bakarsanız pek çok detay yakalayabilirsiniz. Örneğin eşi ona banyo rengi konusunda seçim sunuyor gibi görünüyor ama aslında aynı ya da yakın iki renkten birisini seçmesini istiyor. O diğer bir renge yönelince ona itiraz ediyor. İçerisinde yaşadığımız tüm sistemlerin önümüze sunduğu seçimlerin gerçek anlamda bir seçim olmadığını gösteren harika bir sahneydi bu.

İstilacı yaşam formunun ne olduğunu burada anlayabiliyoruz.

Sistem tarafından çok yapılan- belirlenen alternatiflerin bir seçimmiş gibi önümüze getirilmesi, aynı şeyleri tekrar eden 50 tane televizyon kanalıyla, lağım gibi bir medyayla ve tabii ki subliminal mesajlarla dolu dizi ve filmlerle bilincin kontrol edilmeye ve yönlendirilmeye çalışılması, belli fikirlerin dikte edilerek özgür düşüncenin katledilmesi, düşüncenin önünün kesilmesi, düşünenlerin cezalandırılması gibi noktalar filmde işaret edilen istilacı yaşam formunun ta kendisi…

Sonuç

Toparlarsak Fred yaptığı bu seçimler sonucunda dikkat ederseniz hep aynı yere gerçekliğe dönüyor. Aslında kendi yaşamından ve seçimlerinden memnun olduğunu fark ediyor. Bunların sonucunda Fred, bebekliğinde annesinin onu korumak için öyle davrandığını anlamaya başlıyor. Çünkü az önce işaret ettiğim gibi hem geçmişe hem de şu ana yönelik seçimler ve onların olası sonuçları bağlamında kurguladığı hayatlar hep olumsuz neticeleniyor. Fred bu hayalleri ve annesinin bebekliğinde kendisine yönelik davranışı konusundaki bağı ancak finalde kurabilecek. Şimdi o yönde emekliyor sadece.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz