alien-1979-1

Alien (1979), Alien serisinin ilk çekilen filmi olsa da kronolojik olarak üçüncü sırada bulunuyor. Üzerinden 42 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün bile açıp izlenebilecek bir yapım var karşımızda. Bu kez hikaye kaldığı yerden devam etmiyor; yani David’e ne olduğunu öğrenemiyoruz.

Orijinal Adı: Alien
Tür: Korku, bilim-kurgu
Yönetmen: Ridley Scott
Ülke: Amerika
Türkiye Gösterim Tarihi: Kasım 1981
Oyuncular: Tom Skerritt, Sigourney Weaver, Veronica Cartwright, Harry Dean Stanton, John Hurt, Ian Holm, Yaphet Kotto, Bolaji Badejo
Süre: 01 saat 57 dakika
IMDB: 8,4 – 25. Kare puanı: 7,5

Bu filmde yedi mürettebatı bulunan bir kargo gemisinin Dünya’ya dönerken aldığı bir sinyali takip etmesi sonrasında yaşananlar aktarılıyor. Ana gemi protokol gereği sinyalin geldiği gezegene yöneliyor. Sonrasında yavaş yavaş bunun bir imdat sinyali olmadığı bir tür uyarı olduğu görülüyor.

Bu arada Alien: Covenant’ta bu yıldız sisteminde toplamda beş gezegen olduğunu öğreneceğiz. Alien’da sinyal gelen gezegen işte bunlardan bir tanesi.

Mürettebattan birisinin yüzüne yapışan yaşam bir formu onun içerisine yumurta bıraktıktan sonra ölüyor. Bilindiği üzere bu yaratık aslında bir tür taşıyıcıydı. Yumurta adamın bedenini parçalayarak dışarıya çıkıyor. Sonrasında çok kısa bir süre içerisinde büyüyerek mürettebatı avlamaya başlıyor. Filmin sonunda yedi kişiden sadece bir tanesi hayatta kalmayı başarıyor. Tahliye gemisine binen Ripley yaratığın da orada olduğunu gördükten sonra verdiği mücadelede onu uzaya fırlatmayı başarıyor.

Fosiller, Şirket, Görev vs.

Filmde yaratığın görüntüsünü en net olarak filmin sonlarında görüyoruz. O ana kadar yaratığı daha çok saniyelik görüntülerde ya da kısa çekimlerde görülüyordu.

Mürettebat, gezegende bulunan fosilleşmiş cesedin kime ait olduğunu anlayamıyor. Ancak biz onların Mühendis’lere ait olduğunu, onların Dünya’yı yok etme görevi sırasında yaratıkların saldırısına uğrayarak öldüklerini önceki filmlerden biliyoruz.

Bu arada bu kargo gemisini uzaya gönderen şirketin bu yabancı yaşam formundan haberdar olduğu, mürettebattan bile gizlenen asıl görevin bu yabancı yaşam formunu incelemek üzere Dünya’ya getirmek olduğu görülüyor. Şirket gemide bilim adamı görünüşünde bir adroid olduğunu gizlemiş ve yaratığın getirilebilmesi için gerekirse tüm mürettebatın gözden çıkarılması emrini vermiş.

Filmin sonunda Ripley, bulunacağını ümit ederek kendisini uykuya daldırıyor. Ona ne olduğunu bir sonraki filmde göreceğiz.

Aliens- Yaratığın Dönüşü (1986)

Allien serisi kronolojisinde dördüncü sırada bulunan filmin yönetmeni James Cameron. Dikkatli izleyiciler Ripley’in sorgu sahnesinde Terminatör filmini andıran bir replik bulunduğunu fark edecektir. Bir önceki filmin sonunda Ripley’in uyku kapsülünde uykuya daldığını bulunmayı umduğunu görmüştük.

Orijinal Adı: Aliens
Tür: Aksiyon, bilim-kurgu, macera
Yönetmen: James Cameron
Ülke: Amerika, İngiltere
Türkiye Gösterim Tarihi: Mayıs 1988
Oyuncular: Sigourney Weaver, Carrie Henn, Michael Biehn, Paul Reiser, Lance Henriksen, Bill Paxton
Süre: 02 saat 17 dakika
IMDB: 8,3 – 25. Kare puanı: 7,6

Bu filmde Ripley’in şirket tarafından tam 57 yıl sonra bulunduğunu ve kurtarıldığını görüyoruz. Bence 1986 yapımı filmin en önemli noktası şu: Bir önceki filmde sinyal alınan LV 426 adlı gezegende şirketin tam 20 yıldır insan bulunduğunu öğreniyoruz. Ancak beklendiği üzere şirket oradaki tesislerin gerçek amacını gizliyor. Aslında şirketin amacı bu yaratığı bir şekilde kontrol altına alabilmek ya da en azından bu türü inceleyerek kendine güç devşirmektir.

Şirket gezegendeki üsle irtibatın kesildiğini söyleyerek oraya bir kurtarma ekibi göndermek ister. Yaratıkları konusunda tecrübeli olan Ripley’in de bu ekibe katılması istenir. Ripley, oradaki yaratıkların yok edilmesi karşılığında bu görevi kabul eder.

Aslında şirketin bu operasyondaki amacı oradaki çalışmaları ve verileri kurtarmaktır. Ancak askeri birlik oraya ulaştıktan bir süre sonra kendisini bir kabusun ortasında bulacaktır.

Tesislerin tamamı aynen Mühendis’lerin gemileri gibi yaratıklar tarafından darmadağın edilmiş ve minik bir kız dışında herkes çoktan ölmüştür. Filmin sonunda Ripley, bir asker, minik kız ve ayrıca bir android olan Bishop kurtulmayı başarıyorlar ve yuvaya dönmek için uykuya dalıyorlar. 

Aliens- Yaratığın Dönüşü adlı film macera yönü ağır basan bir yapım. 1979 yapımı filmdeki atmosferi ve gizemini vermekten uzak olsa da serinin bir sonraki filmine kıyasla çok iyi olduğunu söyleyebilirim. Alien evreni hakkında pek fazla yeni bilgi içermeyen filmin macera ve aksiyon yönü özellikle çekildiği yıllara göre hayli sağlam.

Alien 3 (1992)

Alien 3 bana göre bu harika bilimkurgu serisinin en başarısız filmi ya da tek başarısız filmi. Şu ana kadar bahsettiğim dört filmin atmosferini ve felsefesini yansıtmaktan çok uzak bu filmin yönetmeni David Fincher.

Bir önceki filmin sonunda Ripley, minik bir kız çocuğu ve android Bishop’ın dönüş yolculuğuna başladıklarını ve uykuya daldıklarını görmüştük. İşte bu gemi, içerisine gizlenen bir yaratığın neden olduğu sorunlar yüzünden yere çakılmıştır. Ripley dışındaki herkes ölmüştür. Geminin düştüğü bu gezegende Weyland-Yutani şirketinin yönettiği Fury 161 C Tipi Cezaevi bulunmaktadır.

Orijinal Adı: Alien 3
Tür: Korku, bilim-kurgu, aksiyon
Yönetmen: David Fincher
Ülke: Amerika, İngiltere
Türkiye Gösterim Tarihi: 11 Eylül 1992
Oyuncular: Sigourney Weaver, Charles S. Dutton, Charles Dance, Paul McGann, Brian Glover, Ralph Brown
Süre: 01 saat 54 dakika
IMDB: 6,5 – 25. Kare puanı: 5,9

Gemide gizlenen yaratık yavaş yavaş mahkum kolonisini avlamaya başlar. Ripley bu yaratıkla mücadele ederken karnında bir embriyo taşıdığını anlıyor. Anlaşılan o ki Ripley uykudayken gemide gizlenen yaratık onun karnına yumurta bırakmayı başarmıştır. Muhtemelen geminin düşmesine neden olan yangın bu sırada meydana geliyor.

Filmin sonunda Ripley yaratığın şirketin eline geçmemesi için kendisini ateşin içerisine bırakıyor. Yapımın en vurucu ya da tek vurucu tarafı bence finaliydi. Film bana göre o kadar sıkıcı ve basitti ki ondan sadece bu kadar bahsedip geçmek istiyorum. Benim için serinin tartışmasız en zayıf halkası…

Alien: Resurrection- Yaratık: Diriliş (1997)

Alien serininin altıncı yapımı ve şu an için serisinin kronolojik sıralamasında bulunan son film. Yaratık: Diriliş adlı yapım bir önceki filmden yani Aliens’tan beş yıl sonra çekilmiş. Önceki filmlere göre (yıl bağlamında) teknik anlamda bir evrim geçirmiş dersek yanlış olmaz. Kullanılan özel efektler önceki filmlere göre çok sağlam. Filmin aksiyon yönü çok başarılı. Ayrıca filmde Alien evreni hakkında çok fazla detay yer alıyor. Şimdi bunlara kısa kısa değinmek istiyorum.

– Bilindiği üzere Ripley içerisindeki yaratığın şirketin eline geçmemesi için kendisini ateşin içerisine atmıştı. Film bu olay üzerinden 200 yıl sonrasını anlatıyor.

– Bir ucu hükümete bağlı olsa da sistem dışı ve yasal olmayan araştırmalar yapan tıbbi araştırma gemisinde çalışan bilim insanları bir önceki filmde gördüğümüz ve sonradan kapatılan o hapishaneden Ripley’in donmuş kan örneğini alıyorlar ve onu klonluyorlar.

Yani her ne kadar Ripley’in anılarına ve görünüşüne sahip olsa da bu filmde gördüğümüz kişi aslında bir klon. – Araştırmacılar daha önceden de şahit olduğumuz gibi yaratıkların mükemmel olduğunu düşünüyorlar. Amaçları onları evcilleştirmek ve onlardan yararlanmak. Bu filmin başlarında araştırma gemisinin içerisinde bir kraliçe yaratığın bulunduğunu görüyoruz.

Orijinal Adı: Alien: Resurrection- Alien: Diriliş
Tür: Korku, bilim-kurgu
Yönetmen: Jean-Pierre Jeunet
Ülke: Amerika
Türkiye Gösterim Tarihi: 27 Mart 1998
Oyuncular: Sigourney Weaver, Winona Ryder, Dominique Pinon, Ron Perlman, Gary Dourdan, Michael Wincott
Süre: 01 saat 49 dakika
IMDB: 6,2 – 25. Kare puanı: 7,8

Onu özel bir bölüme koymuşlar. Kraliçe ilk zamanlarda yumurtlamaya devam ediyor. Bilim insanları da işçi gemilerine saldırarak oradan insan kaçıran korsan türü adamlarla anlaşarak yumurtadan çıkan yavrular için taşıyıcı beden temin ediyorlar. Bu sırada da araştırmalarına devam ediyorlar.

Bu arada Ripley’in kanından ürettikleri klonun içine bir cenin yerleştiriyorlar.

Önceki yedi denemeleri başarısız olsa da bu kez başarıyorlar ve son klonun içindeki bebek yaratık sağlıklı bir şekilde dünyaya geliyor.

Bu aslında bir devrim. Hem bilim insanları için hem de yaratıklar için. Bilim insanları fark etmese de şunu öğreneceğiz. Ripley’in içinde doğan yaratık, kraliçenin de evrim geçirmesine neden oluyor. Kraliçe yaratık artık yumurtlamıyor ve yaratıkları kendi rahminde dünyaya getirmeye başlıyor. Bu özelliği Ripley sayesinde kazanıyor.

– Bu yapımda inanılmaz bir gelişme daha yaşanıyor ki bunu mutlaka söylemek gerekiyor. Ripley’in şahit olduğu bir doğumda yeni doğan yaratık kraliçeyi öldürüyor. Bu yaratık görünüş olarak diğerlerinden farklı doğuyor. Özellikle yüzünün fiziksel görünümü insanları andırıyor. Ağzını açınca ortaya kocaman da olsa bir dil çıkıyor. Gözleri ve yüzü önceki yaratıklardan daha çok insanlarınkine benziyor. Yaratığın geçirdiği evrim gerçekten inanılmaz.

Filmin sonlarında geminin havalanması için kapağın kapanması gerekiyordu. Yaratık bunu anlıyor ve kapağı kapatan düğmeye dokunuyor. Şu ana kadar gördüğümüz diğer yaratıklar da zekiydi (özellikle kraliçe olanlar) ama bu yaratığın üstün zekanın yanı başında artı bir yönü duygusallığı…

Annesi olarak gördüğü Ripley ve yaratık arasındaki duygusal bağ inanılmazdı. Yaratık parçalara ayrılarak uzaya giderken aralarındaki duygusal bağın ne kadar güçlü olduğunu gördük. Bu yaratıkların evrimi adına inanılmaz bir andı.

– Filmin sonunda hayatta kalan mürettebat, ikinci nesil bir robot olan Call ve Ripley dünyaya ulaşıyorlar.

Daha önce bir karakterden “Dünya’ya gitmektense bu yaratıklarla kalırım” gibi bir söz duymuştuk. Call, gezegeni görünce ne kadar da güzelmiş diyor ve Dünya’dan etkileniyor.

– İkinci filmde Alien evreninin genişlediğini söylemiştim. Bu filmde gezegenlere üs kurmakla kalmayan onları kolonize eden şirketlerin varlığını öğrendik. Ayrıca hükümet denilen bir yapının yani şirketlerin de üzerinde bir gücün var olduğunu, bu hükümetin gizli deneyler yaptığını ve yaratıkları kontrol etmeyi denediğini gördük.

– Söylediğim gibi Ripley’ın yaratıklarla kurduğu bağ inanılmazdı. Bu durum onun üzerinde büyük bir soru işareti oluşmasına neden oluyor. Ripley tekrar bir bebek sahibi olacak mı? Eğer olursa onu yine feda edebilecek mi? David’in yetiştirdiği koloni ne durumda? David acaba insan ve yaratık karışımı melez bir ırk yaratmayı başardı mı? Eğer başardıysa kendisi de onların Tanrısı mı oldu? Onları kullanarak iğrendiği insanları yok etmeye gelecek mi? Tüm bunların cevabını sanıyorum devam filmlerinde göreceğiz.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz