You Were Never Really Here-15

You Were Never Really Here (Hiçbir Zaman Burada Değildin)… Travmatik sinemanın en başarılı yapımlarından birisi… Bu bir buçuk saatin sonunda siz artık eski siz olmuyorsunuz ve bir süre bu filmin etkisi üzerinizden gitmiyor. Travmatik görsel anlatım da neymiş diyenlere üst perdeden verilmiş sağlam bir yanıt bu yapım.  

Joaquin Phoenix bir karakter falan canlandırmamış bu filmde… Senaryodaki karaktere dönüşmüş ve kendisini arada sıyırıp çıkarmış.

Diğer taraftan yönetmen Lynne Ramsay anlatım dilinin bu kadar sağlam olması, sizi olayın içine bu kadar çekebilmesi her türlü takdirin ötesinde…

Yazının bundan sonrası tamamen spoiler içeriyor.

Orijinal Adı: You Were Never Really Here
Tür: Suç, drama, gizem
Yönetmen: Lynne Ramsay
Yapım Yılı ve Yeri: 2017- Amerika
Türkiye Gösterim Tarihi: 25 Mayıs 2018
Oyuncular: Joaquin Phoenix, Judith Roberts, Ekaterina Samsonov, Alex Manette, Ekaterina Samsonov
Süre: 1 saat 29 dakika

Paramparça Olmuş Bir Kalp ve Zihin

Joe eski bir savaş gazisi… Hangi savaş olduğu gösterilmiyor; çünkü bunun bir önemi yok. Savaşta bir çocuğun başka bir çocuğu silaha vurmasına şahitlik ediyor; hem de bir çikolata için. Ancak daha da travmatik olanı çikolatayı o çocuğu Joe’nun vermesi…

Joe, çocukken babası tarafından şiddet gören birisi. Hayat ona oyuncaklar, gülücükler, doğum günü partileri vermemiş; aksine ondan hep bir şeyler almış. Çocukluğunu çalmış, masumiyetini yerle bir etmiş ve hayallerini söndürmüş.

Onun zihni nasıl paramparçaysa işte filmin anlatımı da öyle. Alakasız sahnelerde birden geçmişten görüntüler seyrediyoruz. Bu görüntülerde kronolojik bir sıralama yok; aynen Joe’nun zihni gibi karmaşık veriliyor bunlar bize. Onları birleştirmek bizlere bırakılmış.

Joe’nun Hangi Zamanda Yaşadığı Belirsiz

Dikkat ederseniz Joe birkaç sahnede sanki konuşulanları dinlemiyor ve duymuyor gibi tepki veriyor. Fiziksel olarak orada ama zihni sanki o anı yaşamıyor. Sonra bir şeyler söylendiğini fark ediyor ve tekrar zihin ve zaman bütünlüğünü sağlıyor ama bir süreliğine… Sonrasında olay tekrar kopuyor. Yönetmen onun zihnindeki bu zamansal karmaşayı sahnelere ustaca yerleştirmiş. Hatta ben bir ara Joe’nun gerçekliğini bile sorgulamaya başladım ama hayır o gerçek ve anlatılmak istenilen az önce söylediklerim. Bu söylediğime yönelik filmde o kadar çok sahne var ki… Ben sadece örnek olması için en beğendiklerimden birkaç tanesine değinmek istiyorum.

Joe köprünün üzerinde sakin sakin yürürken birden adeta silinmiş gibi orada yokmuşçasına kadrajdan çıkıveriyor.

Bu sahnede dükkandan çıktıktan sonra çocuk kapıya doğru bakıyor ama orada kimseyi göremiyor. Yönetmen bize onun çıkışını göstermiyor. Adeta yokluğunu gösteriyor.

Aynı olay havaalanında su içerken ve gece vakti evine gizlice girerken de yaşanıyor. Kamera onun yokluğuna odaklanıyor; varlığına değil. Yönetmen bu sahnelerde filmin adına da bir selam gönderiyor.  Joe adeta bu mekanlarda gerçekten yokmuş gibi bir his edinmemiz sağlanıyor bu sahnelerle.

Joe işverenin ofisinde gördüğü şekerlerden avuçluyor. Kasede bolca yeşil şeker olduğunu görebiliyoruz. Bunu Joe da görüyor. Oraya nasıl baktığına dikkat edelim. Ama sonra sanki oraya bakmamış gibi “Yeşillerden hiç yokmuş” diyor. Yani bir an kopuyor gerçeklikten ve onları görmüyor ya da gördüğünü unutuyor…  Ama az sonra zihni geri geliyor ve “Bir tane yeşil buldum” deyiveriyor.

Eğer filmi bu mantıkla seyrederseniz buna benzer sayısız örnek görebilirsiniz. Bu durum konuşmalara bile yansıyor. Bu bölümü burada bitirip başka bir başlığa geçiriyorum.

Not: Onun bıçakla tehlikeli şekilde oynaması ölümle dalga geçmesi, ölmeyi umursamaması anlamına geliyor. Hatta tam bıçak ağzının üzerindeyken annesinin sesini duyulması, annesinin onu hayata bağlayan tek bağ olduğunun güçlü bir işareti…

Joe Her Şeye Rağmen Vicdan Sahibi Birisi

O gerektiği zaman acımasız olabiliyor. Buna şüphe yok. Gerektiğinde elindeki çekici hiç acımadan kullanıyor. O eski bir asker ve savaş eğitimi almış birisi. Ama şu an yaptığı iş; fuhşa zorlanan onun için kaçırılan kız çocuklarını kurtarmak. Yani bu acımasızlığını rezilliğin en dibindeki insanlara yönlendiriyor.

Evdeki yaşlı ve bakıma muhtaç annesiyle o adeta bir çocukmuş gibi ilgileniyor. Onun kendisini terslemesine rağmen annesine karşı ne küçük bir söz bile duymuyoruz onun ağzından. Annesi öldürüldüğü zaman hayatı yıkılıyor adeta. Çünkü onu hayata bağlayan tek bağdı annesi…

Kendisine sokakta saldıran adama kafa atıyor ve onu etkisiz hale getiriyor. Peki ya sonra? Hiçbir şey yapmıyor. Fazladan bir tekme bile atmıyor. Adamı yere düşürdükten sonra ona neredeyse iyi misin, diyecek gibi bakıyor ve sanki iyi olduğuna emin olduktan sonra çekip gidiyor (05:37).

Annesini öldüren, evine saldıran adamlardan birisinin yarasını görünce ona sanırım ağrı kesici ve su veriyor. Evimde ne işiniz var, derken sanki “neden buna beni zorladınız” der gibi soruyor soruyu… Sonra onu yakasından tutup hırpalıyor gibi bir görüntü var ama bu da yönetmenin ince bir dokunuşu. O bunu yapmayı hayal ediyor ama yapmıyor bu sahnede. Eli yakasında bile değil. O an onun yapmak istediğini ama adama acıdığından ötürü yapmadığı hareketi onun zihnini seyrediyoruz kısacık bir an. Adam ölürken yere aynen onun gibi uzanıyor; empati yapıyor. Sonra elini tutuyor ve ölürken yalnız olmadığını gösteriyor ona.

İşte tüm bunlar onun merhametini ve her şeye rağmen her şeye rağmen silinmeyen yok olmayan vicdanını gösteriyor.

Kim Kimi Kurtarıyor?

Joe’nun annesi hayattan ayrılınca onu yaşama bağlayan belki de tek bağ ya da en güçlü bağ ortadan kalkmış oluyor. Annesini sulara bırakırken cebinde görülen taşlar onun intihar etmek istediği gösteriyor. Burada görülenler fiziksel olarak yaşananlar değil; Joe’nun zihnini seyrediyoruz burada. Annesi suda kaybolurken o da yaşama veda ediyor adeta. Ancak sonra Nina’yı fark ediyor zihni. Kendisinin ölümü onun ölümü olmalı… Zihni olayı böyle kodluyor. Birden hayata tutunmak için yeni bir amaç ediniyor. Belli ki hayata tutunmak için bir amaç istiyor zihni ve onu buluyor. O yukarıya çıktıkça Nina da yükseliyor.

Bir kahraman edasıyla Nina’nın kaldığı eve geldiğinde bir duvara tosluyor zihinsel olarak. Nina’yı o kurtarmalıydı; Nina ona muhtaç olmalıydı; aynen annesi gibi. Ancak Nina kendi işini çoktan bitirmişti bile. Bunu az sonra masada göreceğimiz usturadan da anlayacağız.

Ağlamaya başlıyor; tekrar çocukluğuna gidiyor zihni. Babasının seslerini duruyoruz. Joe kendisini güçsüz ve aciz hissediyor. Ne annesini koruyabilirdi ne de Nina onun korumasına ihtiyaç hissetti. Kendisini işe yaramaz birisi gibi görmeye başlayan Joe koridorda çocukluğundan kesitler görmeye başlıyor. Sonrasında gördüğümüz Nina sanki onu bir çocukmuş gibi teselli ediyor. Aslında bu teselliyi veren kişi Joe olmalıydı aslında ama Nina olay sonrasında güçlü bir figüre; Joe ise korumasız, aciz bir çocuğa dönüşüyor.

Finalde Joe intihar ettiğini hayal ediyor. Çünkü her ikisi de ne yapacağını bilmiyor ve amaçsız durumdalar sanki. Amaçsız insan yaşayan ölüden farksızdır. Joe’nun hayali intiharından sonra masaya bırakılan hesap ve kimsenin onun ölümünü umursamaması onun kendisini ne kadar değersiz hissettiğini gösteriyor. O, o anda orada ölse hiç kimsenin umrunda bile olmayacak bu…

Joe bu duyguları yaşarken gülümseyen yüzüyle kurtarıcı geliyor masaya… Gidelim, bu çok güzel bir gün… Kapanıştan önce Joe içeceğini bitiriyor. Bu sahne onun hayata tekrar tutunmaya karar verdiğini gösteriyor.  

You Were Never Really Here film incelemesini 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz