Beowulf-Ölümsüz-savaşçı-1

Beowulf- Ölümsüz Savaşçı sanıyorum şu ana kadar çekilmiş en etkili animasyon filmlerinden bir tanesi. Beowulf’taki karakterlerin seslendirmeleri Anthony Hopkins, Angelina Jolie ve John Malkovich gibi ünlü isimler tarafından yapılmış. Seslendirilen karakterlerin yüz tasarımları da bu oyuncularla birebir aynı olduğu için animasyonu izlerken içinizde sanki onların gerçekten rol aldığı bir filmi seyrediyormuş gibi bir his oluşuyor.

Filmin konusu

Animasyon M.S. 500’lerde Danimarka’da geçiyor. Danimarka krallığının varlığı korkunç bir yaratığın tehdidi altındadır. Çaresiz kalan kral bu yaratığı öldüren kişiyi altına boğacağını ilan ediyor. Adı zaten kahramanlıkları sayesinde efsaneleşmiş Beowulf ve ekibi yaratığı öldürmek için krallığa geliyorlar.

Animasyonun konusu kısaca böyle. Beowulf bizlere sadece epik, destansı bir öykü anlatmıyor; bunu yaparken insanı ve onun karakterini merkeze alıyor. İnsanların zihnindeki canavar kavramına farklı bir bağlamda yaklaşıyor ve sonuç olarak bizlere canavar nedir ya da kimdir sorusunu sordurmayı başarıyor. 

Yazının bundan sonrası spoiler içeriyor.

Orijinal Adı: Beowulf
Tür: Animasyon, macera, aksiyon
Yönetmen: Robert Zemeckis
Ülke: İngiltere, Amerika
Türkiye Gösterim Tarihi: 30 Kasım 2007
Oyuncular: Ray Winstone, Crispin Glover, Angelina Jolie, John Malkovich, Sebastian Roché
Süre: 1 saat 55 dakika

Beowulf’un Önceki Kahramanlıkları Sahte miydi?

Beowulf, yüzme yarışını neden kaybettiğini anlatırken dokuz canavar öldürdüğünü söylüyor. Bunun üzerine ekibinden birisi arkadaşına sessizce “Geçen sefer üçtü.” diyor. Bu durumda Beowulf yalan mı söylüyordu?

Aslında burada Beowulf’un şahsında sözlü anlatı türlerinden birisi olan destanların süreçlerine yapılan bir gönderme var. Destanları masallardan ayıran en önemli farklardan birisi masalların tamamen hayali olmasına karşılık destanların başlangıçta bir gerçeklik içermesidir.

Beowulf üzerinden gidersek o muhtemelen birisiyle gerçekten de bir yüzme yarışına girmişti. Zaten bu herkesçe biliniyor. Beowulf bu yarışı kaybetmişti. Kendisi bir efsane olmak istiyor. Adının dillerde dolaşmasını arzuluyor. Bu nedenle bu yenilgiyi bir yerlere bağlamak zorunda. Aksi durumda adının üzerinde bir leke oluşacak ve istediği etkiyi meydana getiremeyecek.

O da bu yenilgisini deniz canavarlarının kendisine saldırmasına bağlıyor. Ne gariptir ki bu yaratıklar diğer yüzücüye değil kendisine saldırmıştır. Canavarların sayısı Beowulf’un anlatılarında bile değişkenlik gösterir.

Aslında ilerde sahnelenen mini gösteri bu durumu çok güzel izah ediyor. Beowulf, bilindiği üzere Grendel’in kolunu kapıya kıstırarak kopartıyor. Üstelik bu sırada Grendel küçülmüştü. Ancak tiyatro gösterisinde bu olay gerçeğe uygun aktarılmıyor.

Görüldüğü üzere canavarın saldırısı ve kolunun kopması olayları gerçek; ancak destansı bir anlatımın oluşabilmesi için gerçekler abartılıyor. Gerçeklikten tamamen kopma yaşanmadan olaylara eklemeler yapılıyor. Belki bu anlatı sözlü gelenekle aktarıla aktarıla öyle abartılacak ki ilerde bu hikayeyi onu yaşayanlar bile tanıyamayacak.

Sonuç olarak Beowulf’un kahramanlık hikayeleri aynen destanlar gibi bir gerçeklik taşıyorlar ama abartıldıkları için ne kadarının doğru olduğunu tam olarak bilemeyiz. Muhtemelen yüzme sırasında orada hiç şahit olmadığı için canavarların saldırısı konusunda Beowulf çekinmeden bir hikaye uydurabiliyor ve gerçek gibi anlatabiliyordu. Aynen Grendel’in annesini öldürürken söylediği yalanlar gibi… O dinleyenlere duymak istediklerini veriyordu. Böylece yalanlara zihinsel olarak hazır kitleler ya da koyunlar önlerine atılan yemleri sorgulamadan yiyorlardı.

Ancak bir doğru bin tane yalanın mumunu söndürebilir. Beowulf, kralla konuşmaya başladığı anda tüm söyledikleri tüm uydurdukları, az önce kitleleri coşturan nutukları Canavar’ın güzelliğini ve büyüsünü bilen Kral’ın karşısında bir hiçe iniveriyor.

Yalanın ve yalancının büyüsü doğrular ortaya çıkana kadardır. Sonra puf diye sönüverirler. Olan, bu yalanlarla efsunlanan koyunlara olur…

Beowulf aslında kimdi?

Beowulf insan ırkının bedene giymiş hali. O dikkat ederseniz gençliğinde üç temel şey istiyor: Adının bir efsane olması, altın ve kadın. Bunları sadece erkeklerin arzuları olarak görmemek gerekiyor. Bu tüm insanlığın portresi.

Adının efsane olması alkışlanmak anlamına geliyor. Yani beğenilmek… Herkes tarafından tanınmak… Ünlü birisi olmak. Bu mümkün değilse kendi çevresinde popüler birisi olmak… Ağzının içine bakılması… Övülmesi… Sen harikasın, süpersin, zekisin… Bu şirketin başında sen olmalısın… Bu gazetenin en iyi muhabiri sensin… Bu üniversitenin rektörü sen olmalısın… Hatta bunlar da yetmez ülkeyi sen yönetmelisin… Her şey senin iki dudağın arasında olmalı…

Bunlar az ya da çok herkeste olan dürtülerdir. İnsanlar bunlarla doğuyor. Bunları yok saymak insan doğasını inkâr demektir. Ancak önemli olan bunlara esir yaşamamaktır. Siz neyin esirisiniz? İnsanların sizi alkışlaması için neler neler mi yaparsınız? Bunun için mi yaşarsınız yoksa bu umurunuzda olmaz mı? Ne için yaşıyorsak aslında onun esiriyiz demektir. Fight Clup felsefesi neydi? Artık kaybedecek bir şeyin kalmayınca özgür olursun. O filmde dibe vuruş en büyük özgürlük olarak aktarılıyordu.

Beowulf’un diğer istediği şey olan altın; para ve ona ulaştıran her şeyin sembolü. Para bir yönden güç demektir. Bu bir gerçek. Ancak ona ulaşmak için kula kulluk edenler, şerefini iki paralık yapanlar; bunların da ötesinde çalanlar, hırsızlık yapanlar, insan öldürenler, uyuşturucu işine girenler… Daha neler neler… İşte bunların hepsi Beowulf’un altınlarıdır. Bunlar için savaş çıkar, bunlar için insanlar insanlıklarını kaybeder.

Beowulf- Ölümsüz Savaşçı incelemesinin tamamı 25. Kare Youtube kanalında.

2 YORUMLAR

    • Beowulf’un gerçekten kaybedip kaybetmediği bir soru işareti değil mi? İsteklerine ulaşıyor. Bunlar sonsuza kadar süremezdi zaten… Bir süre sonra onları kaybetmesi beklendik bir durum zaten.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz