deadly illusions-ölümcül-masumiyet-2

Yerli dağıtımcıların Ölümcül Masumiyet adını verdiklerini Amerikan yapımı bu gerilim ve drama filminin orijinal adı Deadly Illusions yani Ölümcül Yanılsamalar. Aslına bakarsanız yerli isim de film için uygun bir ad ancak doğrudan spoiler içerdiğini gözden kaçırmamak gerekiyor. Ben bu ismi okuduğum anda eminim ki pek çok izleyici gibi filmde yer alan masum bir karakterin göründüğü gibi olmayabileceğini düşünmüştüm.

Filmde yazma sıkıntısı çeken çok satan bir romancının yeni kitabını oluşturma sürecini seyrediyoruz. Mary adındaki bu kadın, romanı yazacağı süre boyunca çocuklarına göz kulak olması için Grace ismindeki masum görünüşlü bir genç kadını işe alır. Bu genç kız bir şekilde Mary’nin yazmakta olduğu kitaba ilham olacaktır ve zaman ilerledikçe yazar için yazdığı romanla yaşadığı hayat arasındaki çizgi bulanıklaşmaya başlayacaktır.

Deadly Illusions bence oldukça güzel bir kurgu oluşabilecek bir senaryoyu eline yüzüne bulaştıran bir film. İki saate yakın süren filmde heyecanlı bir şeylerin olması için neredeyse bir saat beklemek zorunda kalıyorsunuz. Daha sonra da film bitene kadar bir türlü istediğiniz ya da beklediğiniz heyecana ulaşamıyorsunuz ki buna final de dahil.

Roman ve gerçek yaşamın birbirine girdiği bir deneyim açıkçası benim ilgimi çeken bir konu. Ancak filmin bu kadar başarısız olmasını ummuyordum. O gri alanları gerçekçi bir şekilde doldurmakta çok zorlanmış ve bence başaramamış. Yazar kendisini öylesine kaptırmalıydı ki yaşadıkları konusunda bizi bile ikilemde bırakmalıydı diye düşünüyorum ama ben en baştan beri açıkçası neyin ne olduğunu fark etmekte zorlanmadım.

Filmin IMDB puanı şu an için 3,8; ancak ben filme en azından gösterdiği çabayı göz önüne alarak on üzerinden dört puan veriyorum. Vaktiniz varsa şöyle bir göz atabileceğiniz sıradan bir film olduğunu düşünüyorum.

Biraz da spoiler içeren birkaç detaya değinmek istiyorum.

Orijinal Adı: Deadly Illusions
Tür: Drama, gerilim
Yönetmen: Anna Elizabeth James
Ülke: Amerika
Gösterim Tarihi: 18 Mart 2021
Oyuncular: Dermot Mulroney, Kristin Davis, Shanola Hampton, Greer Grammer, Lora Martinez-Cunningham
Süre: 1 saat 54 dakika

Finalde Ne Oldu?

Finalde şu oldu: Ben yazar bu sıradanlıkla nasıl bestseller olabilmiş diye düşündüm… Şakaydı tabii ki ama her şakada bir gerçeklik payı vardır; en azından bu şakada vardı.

Eminim ki Grace ve Mary arasındaki benzerlikler dikkatinizi çekmiştir (onun giysilerini giymesi, birdenbire evine kendisi gibi okumayı çok seven birisinin gelmesi, ona gençliğini hatırlatması, çocuklarla iyi anlaşması, kocasıyla gittikleri piknik alanına gitmeleri…).

Peki, Grace gerçek miydi, değil miydi? Grace finalde yaşanan arbededen sonra onun kolların huzur içerisinde uykuya daldıktan sonra Mary’nin çalışma masasına bir geçiş yapılıyor. Buraya bir yıl sonra notu düşülmüş. Sonra Mary, Grace’i hastanede ziyaret ediyor ve onun zihninin adeta bir çocuğa döndüğünü görüyoruz.

Benim film sona erince oluşturduğum teori şöyle: Filmde Grace ile ilgili bir geri alma sahnesi izlemiştik. Çocuk bakımevine iş başvurusu yapmaya gittiği zaman. İşte orada biz Mary’nin yazdığı bir metnin canlandırılmasını seyrediyorduk. Mary o an masasındaydı ve bu sahneyi yazıyordu. Sahneyi beğenmedi ve onu tekrar yazdı. Biz de yazdığı sahneyi seyrettik.

Ancak burada dikkat etmemiz gereken nokta şu: Onun araçta olduğu sahne de romanın bir parçası. Filmin neredeyse tamamı bakıcının eve gelmesi, kocasını baştan çıkarması ve lütfen dikkat arkadaşının ona yaptığı uyarılar… Bunların hepsi romanın canlandırılmasından ibaret. Mary, yeni romanında kendisini yazıyor. Roman yazmaya çalışan kendisini anlatıyor.

Grace’in gerçek olmayacak kadar masum ve yapay tavırları, ailesinin olmaması, ikincil kişiliğini canlandırdığı sahnenin yapaylığı (Bu nasıl bir ikincil kişilik ki birkaç saniyede bir değişim gösteriyor?), kocasının bu kadar iyi olması ve ona sürekli iltifatlar etmesi, evdeki genç kıza hiç ilgi göstermemesi, kızın şeytanlığının arkadaşı tarafından söylenmesi… Bunların hepsi romanda geçiyor.

Grace’in çocukların yanında uyurken söylediği o ninninin (ya da mırıldanma) Mary ve Tom’un katıldığı davette bir süre devam etmesi, Tom’un filmin başlarında para kaybettiğini söylerken duyulan ikincil ses (ki bu Mary’nin yazdıklarını okuma sesiydi ve bir sahnede daha aynı sesi duyduk), makasın üzerinde Mary’nin parmak izleri bulunmasına rağmen onun salınması, makasın olduğu sahneyi iki farklı versiyonla seyretmemiz… Bunlar bize onun yazdığı bir romanı seyrettiğimizi gösteriyor.

Finalde onun güya Grace’in yanından çıkarken polisin kamera kayıtlarındaki gibi giyinmesi (yüzünü görmesek de bu sahnenin anlamı bu yani güya polis sorgusu ve gerçek hayat arasında akılları karıştırmak için bağlantı atmak) bu sahnenin de romana dahil olduğunu gösteriyor. Oradan çıkan herhangi birisi olabilir ki bunu Mary de söylemişti, kendisi de olabilir. Önemli olan bizim bu sahneyi görmemiz yani roman sonunda akılların karışması… Arkadaşının mezarına gitmesini de böyle değerlendirebiliriz. Roman devam ediyor yani.

Ben Grace’in gerçekten bakıcılığa gelmiş genç bir kız olduğunu düşünüyorum.

Onun var olmadığını düşünmüyorum; çünkü yazar kendisini yazıyor. Dolayısıyla çevresindeki kişilerden ilham alması kadar doğal bir şey olamaz. Ancak Grace’in karanlık tarafı yazarın bir fantezisinden ibaret.

Seyrettiklerimiz arasında elbette gerçek görüntüler de vardı. Mesela yazarın spor salonunda arkadaşı ile yaptığı konuşma… O, burada resmen arkadaşından ilham alıyordu. Sonra romanında Grace’i burada çalıştığı için kendisine ulaşan birisi haline getirdi.

Evet, filmin çözümü kısaca böyle. Daha önce söylediğim gibi güzel bir mantık ve bundan güzel bir senaryo çıkabilirdi; ancak yönetmen maalesef filme heyecan, sürükleyicilik ve yeterli dozda gizem katamamış diye düşünüyorum. Ben inceleme yazısı yazacağım için sabrettim yoksa 30 dakikadan sonra izlemeye devam etmezdim.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz