The Jacket-Çıldırış

The Jacket- Çıldırış (2005), Körfez Savaşı sırasında Irak’ta bulunan bir asker, bir gazi üzerinden ilerliyor. Bu asker savaş sonrasında kendi memleketindeyken bazı olaylar sonucunda bir akıl hastanesine gönderiliyor. Burada rızası alınmadan zorla bazı deneylerin kobayı haline geliyor.

Filmin konusu kısaca böyle. Ben bu yazıda filmin çözümüne yönelik konuşmak istiyorum. Çünkü gerçekten akıl karıştırıcı ve zor bir film. Gizem severler ve psikolojik gerilim türünün takipçileri filmi eminim ki çok beğenecektir. Bu kısa girişten sonra spoiler içeren bölüme geçmek istiyorum.

Yazının bundan sonrası spoiler içeriyor.

Orijinal Adı: The Jacket
Tür: Drama, gizem, fantastik
Yönetmen: John Maybury
Ülke: Almanya, Amerika
Türkiye Gösterim Tarihi: 29 Temmuz 2005
Oyuncular: Adrien Brody, Keira Knightley, Daniel Craig, Jennifer Jason Leigh, Daniel Craig, Steven Mackintosh
Süre: 1 saat 43 dakika

Jack Zaman Yolculuğu mu Yapıyordu?

Bu soruyla başlamak istedim; çünkü filmin en zor en can alıcı noktası zaten burası. Bunu netleştirmeden filmi doğru çözme imkanımız yok, diye düşünüyorum. Ben filmi seyrettikten sonra yönetmenin ne söylediğini ya da en azından söyleşilerde bu konuda bir ipucu verip vermediği araştırdım. Araştırmam sonucunda şu bilgiye ulaştım. Filmin yönetmeni John Maybury yaptığı bir söyleşide aynen şöyle söylüyor:

“Ben bu filmi en baştan beri yıkıcı bir psikolojik gerilim filmi olarak tanımladım. Bir bakıma, ilginç bulduğum şey filmin belirsizliği. Kitlelere sunduğumu umduğum zorluk, meydan okuma budur. İzleyicilerin bu filmin ne olduğuna dair kararlar almasını istiyorum.”

Onun bu cümleleri öncelikle filmin bir psikolojik gerilim yapımı olduğunu ortaya koyuyor. Zaman yolculuğu, paralel evrenler ya da belli değişimler sonucunda tekrar yazılan zaman çizgileri yok karşımızda. Film bu mantıkla yapılmamış. Bunu unutmayalım.

İkinci olarak yönetmen bizi de filme dahil etmek istiyor. Bazı kararları bizim vermemizi istiyor. Böyle filmlere bayılıyorum. Bence en kaliteli filmler seyircilere alan açan onları karar alma sürecine dahil eden yapımlar arasından çıkıyor.

Şunu netleştirdiğimizi düşünüyorum: Jack zaman yolculuğu yapmıyor. Bu film bir psikolojik gerilim yapımı.

Şimdi yönetmenin yaptığı bu yönlendirmeler sonucunda benim film konusunda oluşturduğum teoriyi anlatmaya başlıyorum.

Körfez Savaşı Sendromu

Filmde Körfez Savaşı Hastalığı ya da Sendromu denilen bir hastalığına yakalanan bir savaş gazisinin yaşadıkları aktarılıyor. Bu 90’lı yıllarda Irak’ta görev yapan 700 bin askerin yaklaşık yüzde 30’unu etkileyen gizemli bir hastalıktı. Hastalığın nedeni tam olarak bilinmese de askerlerin maruz kaldığı kimyasal etkilerden kaynaklandığı söyleniyor. Belirtileri ise yorgunluk, hafıza kaybı, ağrı ve uykusuzluk.

Filmin bir yerinde bu hastalığın adı geçiyor. İkinci olarak Jack henüz kliğine götürülmeden önce onun hafıza sorunları yaşadığı vurgulanıyor. Bu bilgiler bize Jack’in Körfez Savaşı Sendromu yaşayan bir gazi olduğunu gösteriyor.

Jack aslında ne filmin başında ne de o araba sahnesinde görüldüğü üzere vurulmadı. Onun aklı tamamen karmakarışık bir halde ve bırakın geçmişte yaşadıklarını şu an yaşadıklarını bile olduğundan farklı algılıyor.

Filmin açılışında duyduğumuz cümleler güya onun Jackie’nin annesi Jean’e yazdığı mektupta geçiyor. Orada bile aklının ne kadar karışık olduğunu, yanlış bilgiler verdiğini görebiliyoruz. “İlk kez öldüğüm zaman 27 yaşındaydım. Her yerin bembeyaz olduğunu hatırlıyorum.” diyor. Bu sırada kameraya karlar altında bir mezarlığın getirilmesi sağlam bir yönlendirme. Bizi yanıltan bir görüntü bu. Neden mi? Jack kendi anlatımlarına göre ilk olarak Irak’ta “ölmedi mi?” Bir çocuk başına ateş ediyor. Etrafta kar falan yok. Ama Jack buna rağmen “İlk öldüğümde her yer bembeyazdı.” diyebiliyor.

Bu çelişkisi onun hafızasındaki sorunlardan kaynaklanıyor. Geçmişi yanlış hatırlıyor; ancak kendisi hastalığından ötürü bu durumun farkında değil. Filmde birkaç kez onun yanılsama yaşadığını duyduk. Yanılsama kısaca nesneleri, olayları, canlıları olduğundan farklı algılama durumudur. Bu psikolojik bir rahatsızlık. Jack’in bu rahatsızlığı en üst seviyede yaşadığını söyleyebiliriz.

Jack’in Suçluluk Psikolojisi

Filmin başlarında görülen o kısa mahkeme sahnesinde Jack bir polis memurunu öldürmekle suçlanıyor. Dikkat ederseniz dava sonucunda o suçsuz bulunmuyor; yani adı temize çıkmıyor. Tam aksine akıl hastalığı nedeniyle hapse atılmıyor ve kliniğe gönderiliyor.

Mahkeme sahnesinde avukat ve diğerleri konuşurken onun da kendisiyle konuştuğunu görüyoruz. Bu konuşmanın fiziksel olduğunu düşünmüyorum. Yani o alçak sesle de olsa tam olarak hatırlamıyorum, başka birisi daha vardı derken bunları içinden geçiriyor. Aksi olsaydı mahkemedekilerin onun ne söylediğini anlamak için susmaları gerekiyordu.

Jack “Orada başka birisi vardı” diyor. Bu önemli bir detay ama onun ne söylediğini umursamıyorlar; çünkü duymuyor. O, bunları içinden söylüyor.

Orada başka birisinin olup olmadığı konusuna videonun en sonunda değineceğim; çünkü konuyu dağıtmak istemiyorum. Bizim gördüğümüz görüntülerde onun kafasından vurulduğunu görüyoruz. Yere yığılıp kalıyor. Ancak mahkeme sahnesinde fiziksel olarak hiçbir sorunu olmadığı başında yara bulunmadığı görülebiliyor. Demek ki Jack ileride daha detaylı göreceğimiz üzere gerçekliği hayallerle karıştırıyor ve ne yaşadığı konusunda hatta şimdiki zaman konusunda bile karar vermekte zorlanıyor.

Savaştaki Çocuk Jack’e Gerçekten Ateş Etti mi?

Ben bu çocuğun burada Jack’e ateş etmediğini ve orada ölüp gittiğini düşünüyorum; ancak çocuğu bizzat Jack’in öldürüp öldürmediğini bilemeyiz.

Bu sahnede kullanılan görsel anlatım dili, bu olayı doğru çözebilmemiz adına çok önemli ipuçları taşıyor. Bu baskın sahnesi uzunca bir süre yeşil görüntüyle veriliyor. Ancak çok ilginçtir ki Jack “Orada bir çocuk var ya da çocuk vardı” gibi bir şey söylerken birden renk değişiyor ve görüntü normale dönüyor. Yönetmenin bu renk geçişini rastgele yaptığı düşünmek saflık olur. Bize düşen şey bu değişimin nedenini anlamaya çalışmak.

Jack’in sahnesinden önce muhtemelen gerçek savaş görüntüleri izliyoruz. Uçaktan bombalar yağıyor. Patlamalar, saldırılar… Bu görüntülerde hiçbir kopma yaşanmadan doğrudan baskın sahnesine geliyor. Bu sahneler arasındaki geçişte görsellik bağlamında hiçbir değişim olmadan aynı rengin tercih edilmesi her iki sahnenin de gerçek olduğunu gösteriyor.

Değişim başladığı andan itibaren yani şu sahneden itibaren Jack’ın zihni olaylara müdahale ediyor. Çocuğun kendisine ateş ettiğini hayal ediyor. Böylece kendisini temize çıkarıyor. Bu sahnede silahın ateşlenme açısının ve Jack’in beyninden sıçrayan kanın açısının birbiriyle uyumsuz olması önemli bir ipucu.

Çocuk Jack’in tam karşısında. Bu açıdan ateş etseydi mermi ona yan taraftan isabet etmezdi.

Sadece bu detay bile çocuğun onun başına ateş etmediğini göstermek için yeterli. Zaten böylesine bir kurşun normalde insanı anında ölüme götürür. Ölmemiş olsa da yerde böylesine çırpınması çok tutarsız.

Jack, bu çocuğu bilerek ve isteyerek öldürmemiş olabilir. Çocuk yaylım ateşi sırasında da ölmüş olabilir. Ama bu durum Jack’in öyle ya da böyle bu çocuğun ölümüne neden olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bir tane çocuk bile olsa ki kim bilir kaç tanedir bu ölümden sorumlu olmanın verdiği yük çok ağırdır. O an bunun farkında olmasa da hayat boyu bu yükten kurtulamaz. Gözlerini kapadığında, rüyasında hep o masumları görür. Bu durum zaten ağır psikolojik sorunlara yol açar.

Jack geçmişini bilerek ya da bilmeyerek buna emin olamayız, onu değiştirerek inkar ederek bu ağır yüklerden kurtulmaya çalışıyor. Zindan Adası’na bir gönderme yaparsam Jack, canavar olarak yaşamaktan kurtulmaya çalışıyor. 

Eminim ki çoğu izleyici bu çocuğun filmin başında Irak’ta görülen çocuk olduğunu fark etmiştir. Jack, daha önce kurtaramadığı ya da belki de doğrudan bizzat öldürdüğü bu çocuğu şimdi kurtardığını düşünüyor ve kendisini böyle rahatlatıyor.

Dikkat ederseniz çocuğu kurtaran kişi Dr. Lorenson değil. Lorenson zaten yanlış teşhisten ötürü doğru tedavi yöntemine ulaşamıyordu. Çocuk öğrenme güçlüğü falan yaşamıyordu, kısmi felç geçiriyordu ve onun kurtaracak tedavi ona elektro şok uygulanmasıydı. Ona bu yöntemi güya gelecekten aldığı bilgilere dayanarak aktaran kişi Jack. Yani çocuğu kurtaran kişi aslında Jack’in ta kendisi.

The Jacket- Diriliş film incelemesinin tamamını 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz