We Need To Talk Abot Kevin-1

We Need To Talk Abot Kevin-Kevin Hakkında Konuşmalıyız, hayatın toz pembe yönlerini bir tarafa bırakarak acı gerçekler üzerine odaklanan bir yapım. Ne filmi seyrederken ne de film bitince tüm benliğinizi kaplayan depresyona yakın melankolik havayı üzerinizden atamayacaksınız.

Filme yüzeysel bakınca kariyerini bir tarafa bırakarak evlenen ve çocuk sahibi olan bir kadının yaşadığı aile dramını anlattığı sonucu çıkabilir. Bu yüzeysel bir değerlendirme ama şimdilik böyle söyleyelim. Bu açıdan bakarsak film bir kadının, bir ailenin, bir çocuğun hayatının paramparça oluşunun hikâyesi. Film de aynen hikâyenin kendisi gibi paramparça. Tutarlı ve net ilerleyen bir zamansal akış yok. Çeşitli zamanlara ait parçaları seyrediyoruz film boyunca. Bunları birleştirmek bize kalıyor. Hatta bazı sahnelerin gerçekliği bile soru işareti bence. Bu yönüyle bu filmden çok daha sağlam bir yapım olan Hiçbir Zaman Burada Değildin filmiyle benzerlikler gösteriyor. O filmin incelemesi 25. Kare üzerinde var. Detaylara girmiyorum.

Orijinal Adı: We Need to Talk About Kevin
Tür: Drama, gizem, gerilim
Yönetmen: Lynne Ramsay
Ülke: Amerika, İngiltere
Türkiye Gösterim Tarihi: 3 Şubat 2012
Oyuncular: Tilda Swinton, John C. Reilly, Ezra Miller, Jasper Newell, Ashley Gerasimovich, Siobhan Fallon Hogan
Süre: 1 saat 52 dakika

Filmde anlatılanlar hepimizin başına gelebilir. Özellikle henüz evlenmemiş ya da evlense de henüz çocuk sahibi olmamış kişilerin bu filmi seyretmesinde yarar var. Öyle kurgusal bir yapım falan değil bence… Film hepimizin farklı dozlarda yaşayabileceği bir yaşam tecrübesi…

Bu kısa girişten sonra filmde yaşananların anlamı üzerinde kısa da olsa konuşmak istiyorum.

Yazının bundan sonrası spoiler içeriyor.

Kevin Bir Sosyopat mıydı?

Evet, o bir sosyopattı. Kevin’ın küçük yaşlarda fiziksel olarak bir sorunu yoktu. Eva (iva) onu doktora götürdüğü zaman doktor onun işitsel bir sorun yaşayıp yaşamadığını kontrol ediyor; çünkü annesi sorunun fiziksel olduğunu düşünüyordu. Ancak bu bir yanılgıydı.

Film boyunca defalarca gördüğümüz üzere Kevin psikolojik sorunlar taşıyan bir çocuktu. Kişilik bozukluğu o yaşlarda bile kendisini hissettiriyor kaçınılmaz olarak. O minik yaşında bile annesine adeta bir psikopat gibi bakıyor örneğin. Aynı bakışı biraz daha büyüdüğü zaman da görüyoruz. Annesinin kendisini yönlendirmesinden rahatsız adeta. Hatta bir seferinde topu tutuyor ve annesine atıyor. Ancak sonrasında yine aynı tepkisiz haline dönüş yapıveriyor. Kevin burada “Fiziksel olarak hiçbir sorunum yok. Ne yapmamı istediğini anlıyorum ama bunu yapmak istemiyorum” diyor aslında. Ancak anne bu mesajı alamıyor.

Kevin küçük yaşında bile yalan söylemekte o kadar hünerli ki kolunun kırılması konusunda hem hastanedekileri hem de babasını son derece doğal bir şekilde ve kolaylıkla kandırmıştı. Annesi onun bu yönünü fark ettiğinde ona biraz ürkerek bakıyor. Sosyopat kişiler yalan icad etmekte son derece mahirdirler.

Bir diğer açıdan bakarsak sosyopat kişiler pişmanlık, utanma ve suçluluk duymazlar. Kevin’ın kız kardeşinin gözüne zarar verdikten sonra hiçbir şekilde pişmanlık emaresi beslemediği açıkça görülüyor.

Kevin’ın davranışlarını sosyopat kişilik bozukluğuna uyarlarsanız bunların büyük oranda eşleştiğini görebilirsiniz. Ben sadece birkaç örnek verdim. Bu konu daha fazla uzatmadan burada bitirerek başka bir noktaya değinmek istiyorum.

We Need To Talk Abot Kevin-Kevin Hakkında Konuşmalıyız (2011)

Kişiliğin Küçük Yaşlarda Oluşması

Kişiliğin gelişimi konusunda farklı görüşler olsa da genel kanaat çocukların 6 yaşlarına gelince kişilik gelişimini büyük oranda tamamladığı yönündedir… Kevin’da işte bunu görüyoruz. O çocukken neyse büyüdüğü zamanda o. Tek farkı daha profesyonel yalan söylemesi… Daha acımasız ve büyük oynaması…

Örneğin yeri geldiği zaman babasına sevgi gösterisinde bulunup annesine bir çöplük muamelesi yapıyor. Yeri gelince de aynı tavrı bu kez babası için gösteriyor (56:54). Bunu hiç kimseden öğrenmiyor. Kişilik gelişiminin kalıtsal yönlerine yapılan bir vurgu bu. Ne annesi ne de babası böyle… O bunların kalıtsal olarak taşıyor.

Çocukken annesini farklı yöntemlerle cezalandırma eğilimi gösteriyor. Etrafa zarar veriyor örneğin. Annesinin kişisel odasını mahvediyor ve bunu bilerek yapıyor. Annesinin çıldırdığını görmek onun hoşuna gidiyor sanki. Ancak sıkıştığı zaman babasına bu konuda yalan söyleyiveriyor (41:05- 42:00). Amacının annesine yardım etmek olduğunu söylüyor babasına…

Kevin’ın yaşı ilerliyor ama o hep aynı Kevin. Kişiliği oluştu ve bu değişmiyor artık. Örneğin bu sahnede o liçi yerken bu annesinin dikkatini çekiyor. Onu sevmediğini sanıyordum, diyor. Kevin burada ne kadar tehlikeli birisi olduğunu hissettiriyor. “Tatlarına zamanla alışıyorsun…” diyor ve annesini daha çocukken söylediği kardeşine alışırsın sözüne atıf yapıyor. Annesine bu meyveye nasıl alıştıysam kardeşime de alıştım mesajını gönderiyor.

Ancak o yalnız kalınca bu meyveyi tükürüyor. Onun psikopat ve sosyopat yönünü en iyi anlatan sahne buydu bence. Burada onun tüm benliği ile hala kardeşinden nefret ettiğini fark ediyoruz. Ama gittikçe profesyonelleşiyor ve ona yapacaklarını kimseye hissettirmeden yapıyor. Ne meyveye alışmış ne de kardeşine… Ama düşüncelerini ve kendisini korkunç bir ustalıkla gizliyor.

We Need To Talk Abot Kevin-Kevin Hakkında Konuşmalıyız (2011)

Bu Film Ne Anlatıyor?

 Kevin Hakkında Konuşmalıyız filminin en sevdiğim tarafına geliyoruz. Bu film ne anlatıyor sorusuna şu ve benzeri cevaplar verilebilir: Bu film bir kadının çocuk yetiştirirken yaşadığı zorlukları, onun hayatının veya bir ailenin hayatının paramparça olmasını veya sosyopat bir çocuğun gelişim hikayesini anlatıyor. Bunlara yanlış diyemeyiz; ancak bence bunlar filmin asıl anlatmak istediği şey değil.

Peki, bu film ne anlatıyor? Bunu doğrudan söylemek yerine senaryonun biraz tadını çıkarayım. Ben de burada size bir soru sorayım: Filmde yaşanan belirsizlikler ve yüzeysellikler dikkatinizi çekti mi?

We Need To Talk Abot Kevin-Kevin Hakkında Konuşmalıyız incelemesinin tamamını 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

2 YORUMLAR

  1. Çocuğuna annen sen doğmadan önce anne mutluydu dediği sahne, iğrençti.
    Annenin kariyer hayalleri varmış, domates festivaline katılamamış, filmi izlerken böyle çirkin bir şey normalleştirilmeye mi çalışılıyor falan demedim değil.
    Film eleştirmeni değilim ama belgesellerde gördüğüm hayvanlar daha iyi annelik yapıyor yavrularına orası kesin.
    ziyan bir film bence. Eva’ yı anlamadım, içim daraldı. Kevın’ı anladım belki, o bile daha anlaşılır, sevilmediği için sevmeyi bilmiyor falan diyebiliyorsun.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz