tenet-2

Tenet fragmanını seyrettikten sonra fragman incelemesi yaptığı videonun başlığında Nolan kendisini aşmaya hazırlanıyor demiştim. Filmi seyrettikten sonra bu ön görümde yanılmadığımı görünce sevindim.

Tenet’te Nolan kendisini aşmaya uğraşmış ve bunu başarmış. Ben Nolan’ın bu filmi sanat sanat içindir anlayışıyla çektiğine inanıyorum. Ortalama bir sinema seyircisi hele ki bu türe aşina değilse bir süre sonra beyinsel hata verip filmden tamamen kopabilir.

Orijinal Adı: Tenet
Tür: Aksiyon, bilimkurgu
Yönetmen: Christopher Nolan
Ülke: Amerika, İngiltere
Türkiye Gösterim Tarihi: 26 Ağustos 2020
Oyuncular: John David Washington, Robert Pattinson, Elizabeth Debicki, Kenneth Branagh, Aaron Taylor-Johnson
Süre: 2 saat 30 dakika

Filmi beğendim mi? Hiç şüphesiz evet.

Eksi yönlerine rağmen böyle bir yapımın ardındaki dehayı görmemek, bu emeği takdir etmemek imkansız. Bununla birlikte az önce söylediğim gibi Tenet herkese hitap eden bir film değil. Beyin devrelerini sonuna kadar yakan bir yapım. Robert Pattinson “Aylardır filmin çekimleriyle uğraşıyoruz ama ne çektiğimizi hala anlayamadım” gibi bir söz söylemişti. Tamamen doğru ve Tenet’i özetleyen bir söz olmuş.

İlk yarı bana inanılmaz kopuk ve toparlanması zor gibi gelmişti. Alakasız gibi görünen sahneler ve uzun diyaloglar ilk yarıda. İkinci yarıda full aksiyon bulunuyor. Bu nedenle yönetmen ilk yarıyı filmin teori zeminin oluşmasına ayrılmış. Bizi sondaki o inanılmaz sahnelere hazırlamış ufaktan ufaktan. Film ilerledikçe hıııı vay be… demek ki bu yüzdenmiş… demek ki bu sahnedeki şu detayın anlamı buymuş… yönetmen eleştirdiği şu şeyi şu nedenle yapmış… gibi cümleleri çok tekrar ettim.

Tenet herkese hitap etmeyen, çoğu izleyicinin hele hele ilk seyredişte çok bir şey anlamayacağı bir film. Bununla birlikte sanatsal değeri çok yüksek. Bu senaryoyu çekmeye karar vermek, sonra da onun altından alnının akıyla çıkmak öyle yönetmenin yakalayabileceği bir başarı değil.

Tenet’in en büyük ve tek sorunu bence parçaları birleştirmenin zorluğu

Bu zorluk yönetmenin bilinçli bir tercihi; bir başarısızlık değil ama bu durumu kabullenmek istemeyen, filmi anlaşılmaz bulan seyirciler de olacaktır haliyle. Nolan bunu göze almış gibi görünüyor ve işin doğrusu bunu çok da umursamıyor belli ki.

Bu filmin Nolan filmleri içerisindeki yeri nedir? Cevap şu: Kendi türünde zirve. Yönetmenin birebir olmasa da bu filme yakın denebilecek yapımları Memento ve Inception ve belki de Yıldızlararası. Bu üç film arasında çekilmesi en zor ve en beyin yakıcı film bu. Seyir zevki ayrı; ona bir şey diyemem; çünkü bu değişkenlik gösterebilir. Ancak Tenet bir çılgınlık bence; başka bir kelime bulamıyorum.

Şimdi asıl konuşmak istediğim bölüme geçmek istiyorum. Yazının bundan sonrası tamamen spoiler içeriyor.

Filmin Özeti

Tenet farklı zamanlarda yaşayan iki neslin savaşı. Bir tarafta geçmişi yani kendi geçmişlerini yok etmek isteyen gelecek nesiller; diğer tarafta da kendi zamanını gelecek neslin saldırılarından korumak isteyen onlara göre geçmişte yaşayanlar.. Geçmiş nesillerin kendilerine bıraktığı mirastan hoşnut olmayan gelecek nesiller; geçmişi yok etmek istiyorlar. Tahrik olmuş bu dünyadan, mahvolmuş bir ekosistemden siz sorumlusunuz ey geçmiş nesiller diyorlar ve onlar olmazsa bunun olmayacağını düşünüyorlar.

Bu savaşı Tenet yoluyla yapıyorlar. Ancak şöyle bir durum var. Zamanın normal akışı aslında ileriye doğru. Gelecekten gelen ekipler akışa karşı kürek çekiyorlar. Ama evrilen obje sayısı arttıkça rüzgarın yönü değişmeye başlıyor. Zaman onların lehine dönmeye başlıyor yavaş yavaş. İşte bu nedenle bu iki nesil arasındaki savaş gittikçe şiddetleniyor.

On puanlık soru: Geçmişleri yok edilirse kendileri nasıl var olacak?

Yönetmen bu soruyu titizlikle cevaplıyor. Neil karakteri gelecek nesillerin büyükbaba paradoksuna çok inanmadıklarını; paralel dünyalar ve zamansal akış arasındaki ilişkinin hala net olmadığını dolayısıyla gelecekteki nesillerin kendilerine bir şey olmayacağını düşündüğünü söylüyor.

Filmin bize sunduğu kurgusal zeminde bu sorunun cevabı bu. Bunun üzerinde daha fazla durmaya ama ya da fakatlarla vakit kaybetmeye gerek yok bence. O yüzden bunu geçiyorum.

Bilindiği üzere Tenet geçmişe yolculuk yapılmasını sağlayan bir teknolojinin adı. Bunun temeli gelecekte atılıyor. Hindistan’daki kadın Priya bunun gelecekte keşfedildiğini, onu keşfeden bilim kadınının bu teknolojinin yanlış elleri geçmemesi için onun algoritmasını dokuz parçaya bölerek geçmişte bir yerlerde sakladığını ve sonra intihar ettiğini söylüyor. Andrei Sator karakterinin görevi o parçaları ki bunlara zenginleştirilmiş plutonyum deniyordu, onları bularak algoritmayı tekrar meydana getirmek.

Tenet’in detayları

 Tenet’in bize film boyunca adım adım veriliyor; bir anda değil. Tenet fragmanda da gördüğümüz üzere bir tür kabin. Bu kabin bir başlangıç noktası sunuyor. Onun içerisinden geçen maddelerin zamansal akışı değişiyor. Örneğin zaman akışı böyle ilerlerken evrilen nesneler için zaman akışı tam zıt yönde oluyor. Kullanılmayan objelerin zamanda geriye gitmesi teorisi…

Ancak filmi benzersiz kılan nokta bu değil. En kritik noktalardan birisi bu iki zamansal akışın aynı mekanda gerçekleşmesi. İşte bu inanılmaz anların yaşanmasına neden oluyor. Mermi namluya nasıl dönebilir? Çünkü mermi Tenet’ten geçtiği için onun zamansal akışı geriye doğru ilerliyor. Bu nedenle onunla ateş etmek imkansız; mermi sadece namluya hatta şarjöre geri dönüyor.

Tenet incelemesinin tamamına 25. Kare üzerinden ulaşabilirsiniz.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz