Pulp Fiction-ucuz roman-sinemasayfam (1)

Pulp Fiction – Ucuz Roman (1995) yılında Tarantino’ya en iyi özgün senaryo da dahil olmak üzere sayısız ödül kazandırmış bir yapım. Ucuz roman kadrosunda birbirinden ünlü, birbirinden kaliteli oyuncuları barındırıyor. Film bence sırf onların oyunculuklarını seyretmek için bile izlenebilir.

Orijinal Adı: Pulp Fiction

Tür: Suç, drama

Yönetmen: Quentin Tarantino

Yapım Yılı ve Yeri: 1994, Amerika

Türkiye Gösterim Tarihi: 14 Nisan 1995

IMDB puanı: 8,9

Oyuncular: John Travolta, Uma Thurman, Samuel L. Jackson, Bruce Willis, Amanda Plummer, Tim Roth, Ving Rhames

Süre: 2 saat 34 dakika

Filmin Konusu

Film zamansal olarak birbirinin içine geçmiş farklı hikâyeleri anlatıyor. Bu hikâyelerin kahramanları aslında birbirleriyle alakası olmayan kişiler.

Mafya için çalışan iki tetikçi…  birbirlerini sevdikleri anlaşılan küçük çaplı işler yapan iki soyguncu… Son olarak hala ringlerde dövüşmeyi sürdüren bir boksör… Olaylar aslında bu karakterlerin etrafında dönüyor.

Mafya babası, maçı kaybetmesi için boksöre para veriyor. Boksör anlaşmayı bozarak yenilmesi gerekli olan maçı kazanıyor. Mafya babası onun peşine tetikçileri gönderiyor…Diğer taraftan soyguncu çift tetikçilerin kahvaltı yaptığı bir mekanı soymaya çalışıyorlar. Böylece üç farklı hikaye bir şekilde birbirleriyle kesişmiş oluyorlar. Olayların genel çerçevesi bu.

Bu filmi henüz seyretmemiş olanlara son sözlerim şunlar

Bu bir macera filmi değil. Çok ağır ilerleyen karmaşık bir kurguya sahip bir film. Ben filmi yıllar önce filmi ilk kez seyretmek istediğimde sıkılıp kapatmıştım. Çünkü bir macera filmi ya da en azından akıcı hareket ve aksiyon dolu bir film seyredeceğimi düşünmüştüm. Eğer öyle bir beklentiniz varsa büyük olasılıkla filmin sonunu getiremezsiniz. Filmde çok fazla diyalog var. Üstelik bunların çoğu saçma daha doğrusu gereksiz gibi görünen içeriklere sahip. Örneğin eğer filmin mantığı yakalayamazsanız arabalarında ölü bir adam bulunan iki kişinin neden havlu kavgası yaptığına bir anlama veremezsiniz.

Spoiler vermeden anlatmak istediklerim bu kadar. Şimdi detayları konuşmaya başlayalım.

Pulp Fiction – Ucuz Roman (1995)

Güç ve Otoritenin Zamana ve Şartlara Göre Değişkenlik Göstermesi

Ucuz Roman’da yer alan alakasız, birbirinden kopuk, saçma gibi görünen sahneler ve konuşmalar aslında çok şey anlatıyor. Örneğin güç objelerinin ya da otoritenin değişim göstermesi… Güce yüklenen anlamın zaman ve şartlara göre değişmesi…  

Örneğin büyük bir otoriteye ya da güce sahip mafya babası Marsellus’un ve ayrıca ringde rakibini öldürebilecek kadar güçlü bir boksörün bir anda iki tecavüzcü sapığın eline düşmesi… Şartlar bir anda onların otoritesini ellerinden alıverdi.

Güç ve otoriteyi ele geçiren tecavüzcü sapıklar bu konumlarını koruyamıyorlar. Bir süre sonra birisi ölüyor, diğeri yaralanıyor. Yani güç bir kez daha el değiştiriyor.

Restoranı soymak isteyen iki soyguncu silah ellerindeyken herkesi sindiriyorlar. Ancak güç ve otorite bir anda yine el değiştiriyor. Hatta onun soygun sırasında söylediği sözlerin aynısı kendisine söyleniyor.

Film boyunca el değiştirdiğini görülen şey sadece güç değil. Güzellik ve cazibe sahibi Mia bir anda aciz bir konuma düşüveriyor. Üstelik bu sahnede onun çimlerin üzerine adeta bir eşya gibi atıldığını görüyoruz.

Yani film boyunca gördüğümüz değişimlerin hepsi bir amaca yönelik hazırlanmış sahneler. Güç ve otoritenin insanlar arasında ya da ülkeler arasında sürekli değiştiğini vurguluyor. Game of Thrones dizisinde güç kavramının nasıl değişken olabileceğini defalarca görmüştük. Gücü temsil eden bazı karakterlerin nasıl acınası hallere düştüklerini… Aslında aynı kanun ülkeler için de geçerli… Tarihte gücü temsil etmiş ama şu an isimleri sadece tarih kitaplarında anılan nice kudretli devletler bulunuyor. Ucuz Roman’da işlenen temalardan bir tanesi buydu. Güç ve otoritenin değişkenliği…

Burada Eflatun’a ait olduğu söylenen şu sözü hatırlatalım.

Sular yükselince balıklar karıncaları yer; sular çekilince de karıncalar balıkları… Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir. Çünkü kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir.

Pulp Fiction – Ucuz Roman (1995)

Kaos, Düzensizlik Ya Da Tesadüfler

Ucuz Roman’da sanki her şey kontrolden çıkmış gibi. Hatta gibisi belki fazla. Hiçbir şey kahramanların planladığı gibi gitmiyor.

Örneğin bal kabağı ve tatlı tavşan restoranı soymaya karar verdiklerinde orada hiç kimsenin onları durdurmaya çalışmayacağını düşünüyorlar. Ne işletmeci… Ne garsonlar… Ne müşteriler… Hiç kimse… Ama hesap edemedikleri şey orada iki tane korkusuz tetikçinin olması…

Tetikçiler bu sahnede her şeyin onların kontrolünde olduğunu düşünüyorlar. Ama birden banyoda saklanan birisi ortaya çıkıyor ve her onlara ateş ediyor.

Evine hatıra saati almak için giden Butch evde kimsenin olmadığını düşünerek ekmek kızartmaya karar veriyor. O an tesadüfen tuvalette bulunan mafya elemanı Vincent’in mutfağa bıraktığı silahı tesadüfen buluyor. Sanki hiçbir şey hiç kimsenin kontrolünde değil.

Butch trafik ışıklarında durduğunda kendisini öldürtmek isteyen Marsellus’la karşılaşıyor. Marsellus’tan kaçmak isterken tesadüfen bir dükkâna giriyor ve orada olanlar da tamam bir rastlantı. Vincent arabada adama tesadüfen ateş ediyor gibi… Araç sallandığı zaman tetiğin kendiliğinden çekildiğini söylüyor. (Not: Ben buna katılmıyorum. Bu sahneyi yavaşlatıp seyrettiğimiz zaman elinin tetiğe bilerek gittiği açıkça görülüyor. Namluyu da tam olarak elemana doğru tutuyor zaten) Yani filmde gerçekleşen olayların neredeyse tamamı kontrolsüzce gelişiyor. Ucuz Roman’da vurgulanan önemli bir detay işte bu.

Pulp Fiction – Ucuz Roman (1995)

Marsellus Ruhunu Şeytana mı Sattı?

Bu soru da nereden çıktı diyebilirsiniz ancak filme yerleştirilen birkaç detay bunun mümkün olabileceğini gösteriyor.

Vincent, Marsellus’a ait çantanın içini kontrol etmek için şifreyi giriyor. Çantanın şifresi 666… Bunlar Yeni Ahit’in Vahiy Kitabında Şeytan’nın rakamları.

Marsellus filmde belli bir zaman kadar hep bir gizem unsuru olarak kalıyor. Onun yüzünü göremiyoruz. Konuşmalarında yüzü gösterilmiyor. Marsellus’un normal konuşması oldukça kaba… Ancak burada eski boksöre rüşvet verirken ne kadar ince ve kibar konuştuğunu görebilirsiniz. Birisini yoldan çıkarmak için olduğundan farklı konuşabiliyor. Ayrıca Butch’u ikna etmek için can alıcı noktalara değiniyor. Sanki karşındakinin açıklarını biliyor gibi konuşuyor. “Yeteneklisin ama artık günlerin sınırlı… parayı al ve rahatına bak…” diyor. Marsellus aslında onu doğrudan parayla da ikna edebilirdi ama öncesinde onu psikolojik olarak eline almaya çalışıyor. Parayı daha sonra gösteriyor. Tam bir şeytani zeka…

Onun burada sarf ettiği dikkat çekici bir cümlesi var. O cümlesi şu: “23:33” Maç gecesi boksörün gurur yapabileceğini bile hesap edebilecek kadar şeytani bir zekası var.

Sonrasında söylediği cümle bence daha çok dikkat çekici. Ses tonuna dikkat ederseniz bunları kendi tecrübelerine dayanarak söylediği belli. “Gurur acıya sebep verir. Hiç yardımı dokunmaz.” Onun bu son cümlesini üç büyük dinin kutsal kitaplarında yer alan Şeytan ve Adam yani Adem karşılaşmasına göre düşünebilirsiniz. Şeytan gururuna yenildiği için acı çekmeye mahkum aslında…

Bir de Marsellus’un tüm hikayelerin ortak noktası olduğunu vurgulamak gerekiyor. Tüm hikâyeler onda birleşiyor. Sanki o tüm olayları karmaşık hale getiren ve onları kendi istediği gibi yönlendirme amacı taşıyan şeytani bir özelliğin sahibi…

Bu sahnede onun boynunda görülen bant şeytanın onun ruhunu aldığını zaman açılan deliği simgeliyor olabilir.

Ucuz Roman film incelemesinin tamamını 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz