the-platform-netflix-3

Bu yazıda oldukça ses getiren bir film üzerine konuşmak istiyorum: The Platform. İspanyol yapımı The Platform filminin orijinal adı Türkçede delik anlamına geliyor. Zaten filmde bu sözcüğü sık sık duyuyoruz.

Filmin Konusu

Filmde bugüne kadar benzeri görülmeyen bir hapishane bulunuyor. Her katında iki mahkum bulunan bu hapishaneyi eşsiz kılan iki temel özelliği bulunuyor. Birincisi yukarıdan aşağıya doğru görünüşe göre sayısız katının bulunması… Yani hapishane aşağıya doğru ilerliyor. İkincisi hapishanenin yemek sistemi… Üst katlarda bir yerde inanılmaz bir titizlikle hazırlanan ve krallara layık yemekler aynı özenle bir platformun üzerine konuluyor. Bu platform her katta belli bir süre kalıyor. Daha sonra bu platform aşağıya doğru gitmeye başlıyor. Daha sonra bir alt kata ve böyle devam edip gidiyor. Böylece her kat bir üst katın artıklarıyla beslenmiş oluyor. Eğer alt kattakilere yemek kalmazsa ne oluyor diye sorabilirsiniz? Cevabı basit: Ölüyorlar…

Bu filmi Darren Aronofsky’nin çekmesini çok isterdim. Ortaya bir sanat eseri çıkabilirdi… Ancak ne olursa olsun izlenmeye değer bir film var karşımızda…

Şimdi spoiler içeren bölüme geçebiliriz.

The Platform (2019)

Hapishane Gerçek mi?

Hayır, gerçek değil. Bu cevap sizi şaşırtmış olabilir ama bu yapımın sembolik bir anlatım dili olduğunu unutmamak gerekiyor. Bir sahnede katlar arasındaki mesafenin 6 metre olduğunu duymuştuk (22:40). Filmin sonlarında 333. katı bile gördük. Bunun son kat olduğunu düşünürsek yerin altına doğru neredeyse 2000 metreden söz ediyoruz. Dünyanın en uzun gökdelenlerinin yanına bile yaklaşamadığı bir mesafe bu. Böyle bir yerin deneysel olarak bile yapılması imkansız veya imkansıza yakın. Ayrıca çürüyecek kadar orada kalan cesetlerin zaten tüm herkesi öldürebilecek kadar hastalık yayması kaçınılmaz. Bunların dışında dikkat ederseniz platform aşağıya inerken onu tutabilecek hiçbir mekanizma bulunmuyor. Böylesine büyük bir platformu hatasız olarak aşağıya indiren ve tam olması gerektiği yerde durduran bir şeyler olmalı. Ama yok. Bu platform duvara yaslanmış olarak bir tür raylı sistemden aşağıya doğru inebilirdi. Ama o sanki Hz. İsa’ya gökten inen bir sofra gibi mucizevi bir halde aşağıya iniyor. İşte bu detaylar bize bu mekanın gerçek olmadığını göstermek için özenle hazırlanmış ipuçları…

The Platform (2019)

Peki, Hapishane Gerçek Değilse Bu Mekan Neyi Temsil Ediyor?

Buradan sonra anlatacaklarım tamamen kendi yorumum. Siz bu mekanı farklı bir şekilde de yorumlayabilirsiniz. Film buna açık. Bu bölümde sadece hapishaneyi değil filmde gördüğümüz pek çok sembolün ne anlama geldiğini konuşmak istiyorum.

Hapishane

Bu mekan yani hapishane dünyanın kendisi. Katlarda her yaştan her ırktan hatta farklı dinlerden insanlar olduğunu biliyoruz. Yaşlılar, gençler, orta yaşlılar, siyahlar, beyazlar, çekik gözlüler… Deliğin içerisinde her türlü insan görebiliyoruz aynen dünyanın kendisi gibi. Yönetimden gelen kadın delikte çocuk olmadığını söylese de orada bir çocuğun bile bulunduğunu görüyoruz. Bunun anlamına biraz sonra ayrıca değinmeyi düşünüyorum.

The Platform (2019)

Katlar

Katların birden çok anlamı bulunuyor. En başta bu katlar hem en genel anlamda insanların hayat yolculuğunu ve yaşam sürelerini hem de normal bir insanın hayatta kaldığı süreyi simgeliyor. İkinci olarak bu katlar aynı zamanda insanların bulundukları sınıfsal-ekonomik durumlarını hem de zihinsel konumlarını simgeliyor. İnsanlar hayat boyunca düşünsel olarak aynı çizgide duramazlar. Hata da yaparız, gurur duyacağımız işler de… Pişmanlık da yaşarız; şimdi olsa aynısını yapardım dediğimiz duygusal durumları da… Bununla birlikte harika bir işimiz varken iflas da edebiliriz. Aynen katlar arasındaki değişim gibi bazen üst seviyelere çıkarız ama bazen de en altlara kadar inebiliriz.

Katların bende oluşturduğu bir diğer çağrışımı da şu: Yaşam boyunca herkes bir öğrencidir. Bunun aksini iddia eden kişi zaten “Ben her şeyi bilirim” demek istiyordur ve onun zihinsel ölümü zaten gerçekleşmiştir. Filmdeki karakterimiz her katta yeni bir şey öğreniyor zaten.

Hatırlarsanız yaşlı adam Trimagasi filmin başlarında ismini soran Goreng’e bir belirsizlikten söz ediyor. “Burada uzun süre kalacağız ya da kim bilir?” diyor. İşte bu belirsizlik gerçek hayattaki ölümün zamansızlığına bir işaret. Hayat yolculuğu hiç ummadığınız bir anda gözümüzü açacağımız bir katta son bulabilir. Şu günlerde yaşanan Corona virüsü ve bence yakın zaman ortaya çıkacak başka ölümcül virüsler bize bu gerçeği bir kez daha hatırlatmıyor mu zaten?

Dikkat ederseniz filmin sonunda yaşlı adam Trimagasi, Goreng’e “Yolculuğun bitti…” demişti. Yolculuk en tipte yani karanlık bir yerde sona eriyor. İşte orası mezardan başka bir yer değil. Bireysel olarak herkesin yolculuğu hiç umulmadık bir anda zaten sona erecek. Kafamızda elli tane gelecek planı olduğu halde bir gün yaşlı Trimagasi’nin sesini duyacağız.

The Platform (2019)

Katlar arasındaki değişim ne anlama geliyor?

Öncelikle zihinsel değimler, olgunlaşmalar, deneyimler, akıllanmalar, gel-gitler… En başta değindiğim zirveler veya en dipler insan yaşamının parçasıdır. Gözlerimizi açtığımızda o ana kadar bize eşlik edenler artık yanımızda olmayabilir. Dikkat ederseniz kat değişimleri zorunlu… Ben bu katı çok sevdim, burada kalacağım diyemiyor kimse veya tam tersi… Diplerde bulunan birisi en üst katlara bile çıkabiliyor. Hiç kimse sevdiği yaşta ve sevdiği yerde kalamaz. Yolculuk devam ediyor ve ona müdahale şansımız bulunmuyor.

Kat değişimini sadece yaş bağlamında düşünmemek gerekiyor. Örneğin 1914 Birinci Dünya Savaşından itibaren 1945’e kadar süren dönem çoğu devlet için bir yıkımdan ibaret. Hitler intihar ettiği zaman geride taş taş üstünde kalmamış bir Almanya vardı. İşte bu zaman dilimi Alman ırkı için belki de filmdeki belki en dip katlardan birisiydi. Ancak gözlerini tekrar açtıkları zaman tabi inanılmaz bir çalışma sonrasında, çalışkanlık ve üretim sonrasında kendilerini tekrar en üst katlarda bulmuşlardı.

İşte katlar arasındaki bu değişimler böyle de okuyabiliriz.

The Platform (2019)

Yemekler ve Yaşlı Adam

En başta şunu belirtmek istiyorum. Filmin başında yemekleri kontrol eden adam Yaratıcıyı temsil ediyor. İnanılmaz bir titizlikle yapıyor işini. Çalışanlarını tek tek kontrol ediyor. Yemeklerin içerisinde çıkan bir kıl bile onu deli ediyor ve onun kime ait olduğunu bulmadan duramıyor. Yani hiçbir hata istemiyor yemeklerde. Yemekler; doğanın ta kendisi… Oksijen, toprak ve ekolojik denge gibi unsurların bütünü. Ancak her şeyi ama her şeyi yakıp yıkmaya ve harap etmeye pek meraklı olan insanoğlu önünde hazırca bulduğu bu kusursuz yemekleri sonraki nesilleri düşünmeden tüketir. Ormanları rant için katleder; o da yetmezmiş gibi yakar ve üzerine betonlar diker. Havaya zehir salan fabrikalarla havanın canına okur. Denizleri en iğrenç şekilde kirletmekten geri durmaz. Hatta özele inersek p piknik yaptıkları güzelim çevreyi pislik içinde bırakır giderler. İşte bunlar deliğin içerisinde önümüze gelen yemeklerdir. Önceki nesiller yani üst kattakiler inanılmaz bir hırsla tüketir bunları. Onları kullandıktan sonra bir tükürük atmayı bile ihmal etmez. Alttakiler yani sonraki nesiller umurunda bile olmaz çoğu kişinin.

The Platform film incelemesinin tamamını 25. Kare Youtube kanalı üzerinden seyredebilirsiniz.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz