altıncı-his-12

Altıncı His – The Sixth Sense (1999), gerilim ve duygusallığı aynı anda vermeyi başarmış kaliteli bir yapım. Filmin aşırı dozda bilinmezlik ya da gizem barındırmadığını en başta söylemem gerekiyor. Filmin oldukça çarpıcı finali seyredildiğinde film boyunca tam olarak bir anlam verilemeyen pek çok sahnenin bir anda anlaşıldığı görülmektedir.

Bu yazıda IMDB puanını sonuna kadar hak eden The Sixth Sense – Altıncı His (1999) üzerine konuşalım.

Altıncı His Filminin Beni En Çok Etkileyen Yönü

İlk olarak filmin beni en çok etkileyen yönünü paylaşmak istiyorum. Film boyunca pek çok sahnede Malcolm’un karısı Anna’nın evlilikleri iyi gitmediği için başka arayışlara girdiğini düşündük. Aynı yerde çalışan satış elemanıyla yakınlaşmaya başlaması belki hepimizi kızdırdı ve Malcolm mağazanın camını kırdığında “İyi oldu, az bile!” dedik. Ancak filmin muhteşem finali bizleri öyle ters köşe yaptı ki kelimenin tam anlamıyla neye uğradığımızı şaşırdık. Anna bırakın Malcolm’e ihanet etmeyi o ölüp gittikten sonra bile her gece onu düşleyen, televizyonda ona ait görüntüleri seyreden, evlilik yıldönümlerinde sanki eşi hayattaymışçasına restorana giderek o anı yaşatmaya devam eden çok sadık bir eş olduğu ortaya çıkıverdi. Seyrettiğimiz tüm bu sahnelerin, Anna’nın ihanetini değil tam aksine onun sevgisinin ne kadar güçlü olduğunu gösterdiğini anlayınca bu son veda konuşmasında duygulanmamak gerçekten elde değildi. Hatta bence Malcolm’ın verdiği tepki yetersizdi. Burada ağlamalı ve gözyaşı dökmeliydi.

Altıncı His – The Sixth Sense (1999)

Filmin bir diğer dikkat çekici noktası Malcolm’ın film boyunca sadece Cole ile konuşması. Bu durum filmde belki de ölüler ve gerçek insanları ayırt eden en önemli çizgi. Filmin giriş sahnesini hariç tutarsak filmin hiçbir yerinde Malcolm’ın Cole dışında hiç kimse ile konuşmadığı, sahnelerde sadece bir figüran gibi durduğu görülmektedir. Örneğin Cole eve geldiği bu sahnede Malcolm’ın Cole’ün annesiyle konuşmadığı sessizce oturduğu görülmektedir. Malcolm öldükten sonra Anna ile yakınlaşmaya çalışan bu kişi onun seslendiğini duymaz bile. Anna evlilik yıldönümleri için geldiği bu restoranda sanki karşısında hiç kimse yokmuş gibi davranmaktadır.

Bu Durum Bir Senaryo Eksikliği Olabilir mi?

Ancak ben bu durumun ilk bakışta senaryonun eksik noktalarından birisi olduğunu düşünüyorum. Malcolm gibi deneyimli bir psikiyatr vurulma olayının gerçekleştiği geceden sonra karısı da dahil olmak üzere hiç kimse ile iletişim kurarak konuşamadıysa ki öyle olduğunu anlıyoruz, bu tuhaf durumu fark etmemesi söz konusu bile olamaz. Vurulma olayındaki ilk görüntüde ekranda ertesi sonbahar yazısı belirmektedir. Geçen bir yıl içerisinde Malcolm’ın hiç kimse ile iletişim kuramadığını ya da en azından karısı ile konuşamadığını bunun normal bir durum olmadığını fark edebilmesi gerekiyordu.

Bunun nedeninin şu bahsedeceğim durum olduğunu düşünenler olabilir

Cole hastanedeyken Malcolm’a en büyük sırrını anlattığı sırada ölü kişilerin görmek istedikleri şeyi gördüklerini söylemişti. Malcolm’ın kapının önünde duran tüm bu eşyaları görmemesi ya da karısının televizyonda evlilik törenlerini seyrettiğini görmesi bunun birkaç örneği. Malcolm eğer hiç kimseyle iletişim kuramadığı halde birileri ile konuştuğunu hayal ediyor ve öyle görüyorsa bu duruma filmde küçük bir konuşmayla da olsa yer verilmeliydi. Filmde buna dair en küçük bir ipucu göremediğimiz için onun karısı da dahil hiç kimse ile hayalen bile olsa konuşamadığını kabullenmek zorundayız.

Aradan geçen bir yılı da hesaba katarsak tüm bu zaman içerisinde Malcolm’ın kendisinin bir hayalet olduğunu fark etmemesi söz konusu olamaz. Dolayısıyla senaryonun burada açık vermiş olduğu olasılığını kabullenmemiz gerekiyor. Ancak filmi seyrettiğimizde oldukça ince dokunuşlarına şahit olduğumuz senarist ve yönetmenin bu durumu gözden kaçırdıklarına inanmıyorum. Filmde göremediğimiz başka şeyler olmalı. Göremediğimiz bu şeyin ne olduğu konusunda sizi biraz düşünmeye sevk etmek ve bir başka bir soruya geçmek istiyorum. Bu konuya ilerleyen dakikalarda tekrar değinmeyi planlıyorum.

Altıncı His – The Sixth Sense (1999)

Cole, hayatında ilk kez gördüğü Malcolm’un bir hayalet olduğunu nasıl anlamıştır?

Cole film boyunca pek çok hayaletle ya da ölüyle karşılaşıyor. Bunların kimi kendisini asmış, kimininse başında delik bulunmakta. Yani bunların birer ölü olduğu anlamak zor değil. Ancak Malcolm’a ilk baktığımızda onun fiziksel olarak bir eksiğinin olmadığı görülmektedir. Bu durumda Cole onun bir ölü olduğunu nasıl anladı?

Aklımıza ilk gelen şey ölülerin görüldüğü sahnelerde havanın soğuması seçeneği olabilir. Ancak bu kuralın Malcolm’ın görüldüğü sahnelerde gerçekleşmediği görülmektedir. Bunun nedeni Cole’ün kendisinin onun yanındayken güvende hissetmesi olarak yorumlayabiliriz. Ancak bu durumun filmde kesin bir açıklaması yer almıyor. Zaten Cole ve Malcolm’ın ilk karşılaştıkları kilise sahnesinde havanın soğuması gibi bir duruma rastlamıyoruz. Cole onun hayalet olduğunu başka bir yolla anlamış olmalı.

Şimdi onların ilk karşılaştıkları sahneyi dikkatle inceleyelim. Cole, kendisine yaklaşan bu adamın kim olduğunu ve kendisine neden baktığını önce anlamaz. İşte bu yüzden heykeli bulunduğu yerden yavaşça alır. Cole, bu heykelleri kendisini ölülerden koruması için kullanmaktadır. Bu sırada hayatında ilk kez gördüğü bu yabancıyı süzmektedir. Ama Malcolm ise ona ismiyle hitap eder ve ardından şöyle söyler: Bugün buluşacaktık ama randevuma geciktim. Cole işte bu cümleleri duyar duymaz onun da bir ölü olduğunu anlar ve aralarına heykelleri tekrar koyar.  

Kiliseden ayrılmak üzere olan Cole ona döner ve “Seni tekrar göreceğim, değil mi?” diye sorar. Çünkü o görmekte olduğu hayaletleri sadece bir kez değil sürekli görmektedir. Bu arada kilise sahnesinde “senin tekrar göreceğim, değil mi?” diye soran Cole’ün filmin sonlarında bu kez soruyu bu kez değiştirdiğini görürüz: “Seni bir kez daha göremeyeceğim, değil mi?”

Altıncı His – The Sixth Sense (1999)

Bu arada bu kilise sahnesinde bize Molcolm’ün her şeyi kendi istediği gibi gördüğüne dair küçük bir ip ucu verildiği görülmektedir. Cole’ün elindeki küçük heykellere dikkat edelim. Alt kısmı yeşil olan heykel bir anda hem yer hem de yön değiştirir ve diğer heykelin yanına geçer. Bunun hemen ardından Cole yeşil heykeli bu kez yüzüstü yere yatırır. Ancak bir saniye sonra aynı heykelin bu kez ayaküstü durduğunu görürüz. Biz ilk bakışta fark etmesek de yönetmen bize Molcolm’ün gerçekliği istediği gibi görmekte olduğunu göstermeye başladı bile.

Her bir hayaletin ya da ölünün Cole’den yardım istediğini ve ona bu nedenle geldiğini gördük. Peki, Malcolm, Cole’den ne istiyordu?

Malcolm daha önce kendisinden yardım isteyen hastasının durumunu anlamamış ve ona yardım edememişti. Cole ve Vincent’i özdeşleştiren, Malcolm ona yardım ettiği takdirde aslında kendi vicdanını rahatlatacak ve belki de bu dünyadan huzur içerisinde ayrılacaktı. Malcolm’ün Cole gelme nedeni buydu. Malcolm önceleri ona yardımcı olmayı başaramaz; çünkü o Cole inanmamaktadır tıpkı Vincent’e inanmadığı gibi. Cole bu durumu sezdiği için şöyle söyler: Eğer bana inanmazsan bana nasıl yardım edeceksin? Zaten Malcolm, Cole inandığı anda ona yardımcı olmanın yolunu da bulur ve hayaletlerle konuşmasını; onları dinlemesini ister. Cole’ün Malcolm’a yardımcı olduğu ikinci nokta; karısıyla nasıl konuşacağını ona öğretmesiydi. Ona uykuda seslenmesini ister. Böylece ona aslında ikinci kez yardım etmiş olur.

Altıncı His – The Sixth Sense (1999)

 Filmde yaşananlar Malcolm’ın ölmeden önce onun zihninde gerçekleşiyor olabilir mi?

Bence bu oldukça güçlü bir olasılık. Yani biz tüm film boyunca Malcolm’ın ölüm anında aslında birkaç saniye süren bilinçaltını görüntülerini seyretmiş olabiliriz. Bu teoriyi destekleyen birkaç güçlü ipucu söyleyebilirim. Hatırlarsanız az önce film boyunca Malcolm’ün sadece Cole ile konuştuğuna ve başka hiç kimse ile doğrudan iletişim kuramadığına değinmiştim. Evet, Malcolm gibi zeki birisi bu kadar uzun bir zaman boyunca hiç kimsenin onu görmediği ve duymadığını fark etmemiş olamaz.

Malcolm’un başkaları ile konuştuğunu hayal etmiş olabileceğini düşünebilirdik; ancak filmde bununla ilgili hiçbir ipucu yok. Malcolm hiç kimseyle tek kelime bile konuşmuyor.

Altıncı His – The Sixth Sense (1999)

Malcolm’ün tüm bu yaşananları ölüm anında hayal ettiğine dair ikinci güçlü ipucu şu: Bildiğimiz gibi Malcolm işinde çok iyi birisi. Ancak onun Vincent’i tedavi etme konusunda başarısız olduğunu gördük. Bu sıradan bir başarısızlık değildi; adam yıllar sonra onun evine geldi ve onu tehdit etti. Ardından intihar etti. İşte bu durum aslında Malcolm için şok etkisi yapabilecek kadar büyük bir olaydı. Onun bu olayın hemen ardından hem de eski hastasıyla birebir aynı belirtileri gösteren bir çocukla karşılaşabilmesi oldukça düşük bir olasılık. Şimdi Vincent ve Cole’ün içerisinde bulundukları durumun benzerliğe hızlıca göz atalım.

Altıncı His film incelemesinin tamamını 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz