Köstebek sadece başarılı bir polisiye film değil. Bence Köstebek insan psikolojisini abartıya kaçmadan gerçeklerden kopmadan başarıyla aktarabilen bir yapım. Köstebekte yer alan oyuncuların her birisi kendi hayran kitlesine sahip harika yetenekler… Başarılı bir senaryo, birbirinden yetenekli bu oyuncuların elinde tam bir sanat eserine dönüşmüş.

Filmin Konusu

Film iki köstebeğin hikayesine odaklanıyor. Köstebeklerin birisi polis departmanında yer alan seçkin bir birimin içerisine sızıyor ve mafya için çalışıyor. Diğer köstebekse onun tam tersi mafyanın içerisine sızarak polislere bilgi gönderiyor. Hem mafya hem de polis içlerinde bir köstebeğin var olduğunu bilseler de işlerini çok iyi yapan bu iki elemanı ortaya çıkarmak kolay bir iş değildir.

Yazının bundan sonraki kısmı spoiler içermektedir.

Kolay Değildir Kendin Olamamak ve Yalnız Kalmak

İnsanlar iç ve dış bütünlüğü yakaladığında mutlu olabilirler. Düşünsel yapınız nasıl olursa olsun inandığınız gibi yaşayamadığınız ve kendiniz olamadığınız hiçbir ortam ya da iş size huzur veremez.

Tüm hayatı boyunca polis olma hayali kuran Billy, tertemiz bir sicile ve yüksek bir başarıya sahip. Ancak suç dünyasının içerisine köstebek olarak girdiği zaman artık kendisi olamıyor. Başka birisi gibi davranmak zorunda kalıyor. Bu durum onun psikolojisini yavaş yavaş preslemeye, sıkıştırmaya ve zorlamaya başlıyor. Billy her gün farklı birisi olamam ki derken işte bunu kastediyor. Aradan bir yıl geçtikten sonra Billy gözle görülür şekilde saldırganlaşmaya ve psikolojik olarak kimliksiz birisi gibi hissetmeye başlıyor.

Aidiyet ya da bir bütüne parça olabilme, toplumda bir yer edinme hatta sevilme ve takdir edilme insanın doğal ihtiyaçlarıdır… Bunlara sahip olamayan insanlar yavaş yavaş suç zeminine kayarlar. Billy’nin polis olduğunu iki kişi dışında hiç kimse bilmiyor. Onun departmanla olan bağı sadece arada sırada yaptığı telefon görüşmeleri ve nadiren yaptığı buluşmalar. İşte bu nedenle Billy en başta kendisini çok ama çok yalnız hissediyor. Kendisi bu yalnızlığının vardığı korkunç boyutu filmin pek çok yerinde bizlere hissettiriyor ama ben iki vurucu sahneyi özellikle göstermeden geçmek istemiyorum. Bunların ilki şu: Billy gizli görevine başladığı zamanlarda elini tedavi eden kızdan muhtemelen hoşlanmıştı. Ancak kendisini geriye çekti ve hiçbir hamle yapamadı çünkü onunla hiçbir geleceğinin olamayacağını biliyordu. Bu sırada yönetmenin madalyonun diğer tarafını göstermesi muhteşem bir detay. Billy yalnızlığı yudumlarken Sullivan istediği kişiyle tanışıp istediği hayatı adım adım kurabiliyordu.

Billy arkadaşlık kurmaya çalıştığı Madolyn tarafından en sonunda yalnızlığa itiliyor. Ancak olaylar sarpa sardığında Billy etrafında bir emanet bile teslim edebileceği hiç kimsenin olmadığını şu acı cümlelerle anlatıveriyor. Onun bu sözleri söylerken nasıl yutkunduğunu ve gözlerinin dolduğunu kaçırmayalım. Birisi ona dokunuverse ağlayacak sanki… Yalnızlığı o kadar büyük ve derin…

Onun yalnızlığını anlatan bence en vurucu ikinci sahne finalde yaşanıyor. Billy, polislerin arasındaki köstebeğin kim olduğunu anlıyor. Ancak hiç kimseyle konuşamadan departmandan ayrılıp gidiyor. O hayatını ortaya koymuştu bu görev için ama departmanda onu anlayabilecek bir kişi bile yoktu. Köstebek yani sahte kahraman polislerden alkış alırken asıl kahraman içeride yalnızlığıyla baş başaydı.

Hangi Köstebeğin İşi Daha Zordu?

Bu sorunun cevabı benim için çok net: Tabi ki Billy’nin işi daha zordu. İlk olarak az önce bahsettiklerimi hatırlatayım. Billy, kimliğinden uzaklaşıyor. Kendisi gibi davranamıyor. Tüm hayatını bir maskeyle geçirmek zorunda kalıyor. Aldığı eğitim adalet sistemini korumak üzereydi ama o şimdi bir suçlu gibi davranmak zorunda kalıyor. Kendisine bir hayat kuramıyor. Yavaş yavaş aidiyet hisleri kayboluyor. Bunların her birisi özellikle Billy gibi idealist birisini çıldırabilecek kadar zor. Ben bu sahnede Dignam’ın anlayışsızlığı karşısında şok olmuştum. Dignam’ın bu cümleleri sarf edebilmesi onun aslında ne kadar düşüncesiz ve empati yoksunu birisi olduğunu gösteriyor.

Diğer taraftan Billy her an ölüm tehdidi altında. Güvenlik insanın en temel ihtiyaçları arasında yer alır. Hayatınız tehdit altındaysa diğer pek çok gereksinimi geri plana atabilirsiniz. Billy işte bu tehlikeyi her gün yaşıyordu.

Özetlersek Billy kimliğini ve aidiyetini kaybediyor, inandığı gibi yaşayamıyor, yalnızlık çekiyor ve hayatı her an tehlike altında.

Peki ya Sullivan? Öncelikle o harika bir kız arkadaşa sahip ya da en azından birisiyle tanışmak isterse bunu çekinmeden yapabiliyor. Billy’nin hapse girdiği günlerde o harika bir apartman dairesi kiralıyor. Hatta o daire kiralarken bile sosyal kimliğini üstüne basa basa kullanıyor ki bu bir aşağılık psikolojisi…

Köstebek film incelemesinin tamamını 25. Kare Youtube kanalından seyredebilirsiniz.

YORUM YAPABİLİRSİNİZ

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz